türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

FERDA ÇETİN : Neden HADEP'i taşlıyorlar?

20.01.2014 00:17
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

HADEP'e ve belediye başkanlarına yönelik baskıların zamanlaması konuşuluyor. Belediye başkanlarının tutuklanmaları ve görevden alınmaları konusunda devletin ileri sürdüğü gerekçeler, izlenen yöntemler ve medyanın kullandığı "kollektif dil", bu olayın "İkinci 2 Mart Darbesi" olduğuna şüphe bırakmıyor. Doğal yargıç önüne çıkma ilkesi alenen çiğnenirken, belediye başkanlarının gözaltı ve soruşturmalarının jandarma tarafından yürütülmesi bunun, "örtülü" bir darbe olduğunu ve devamının geleceğini gösteriyor. 2 Mart 1994 Darbesi ile, Kürt halkının meşru temsilcileri Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan ve Selim Sadak Meclis'ten alınarak zindana atıldılar. Kürt halkının ezici çoğunluğunun oylarını alarak seçilen bu değerli milletvekillerini zindanlarda çürütme kararı, Kürtlerin kendi kimlikleri ile açık-yasal siyaset yürütme faaliyetine, devletin yanıtıydı. Bugün yapılanlar da aynı yanıtın hatırlatılmasıdır. Başta Türkiye Başbakanı Ecevit olmak üzere, belediye başkanlarına yönelik suçlamalar, "yaratılmış suç"lardır. Yani Türkiye'deki yasalarda yer almadığı halde, cezalandırılan "fiil"lerdir. Ecevit, belediye başkanları için "siyaset yapma suçu" oluşturarak; "ben onları siyaset yapmamaları konusunda uyarmıştım" diyor. Çoğulcu demokrasi ve kamu hukukunun, yerel yönetimlere atfettiği rol karşısında bu sözler, tam bir cehalet örneği teşkil ediyor. Teorik bilgisizlik bir yana Ecevit, belediye hizmeti ve siyaseti birlikte yürütme konusunda iyi örnek teşkil eden dava arkadaşlarını da unutmuş görünüyor. Siyaset yaptığı için sıkıyönetim komutanlıklarında işkenceden geçirilen Ahmet İsvan'ı, her dönem merkezi siyaset üzerinde etkili olan Vedat Dalokay'ı, Celal Doğan'ı, Selahattin Çolak'ı hatırlamıyor. Belediye başkanlarının siyaset yapması suç ise, Ecevit ve onun görüşlerini savunan yazarlar, belediye başkanlarının partilerden aday olmalarını ya da neden bütün başkanların bağımsız aday olmadıklarını izah etmelidirler. HADEP'e ve belediye başkanlarına karşı siyasi linç kampanyasına katılanların yarattığı ikinci "suç", başkanların görüşmeleridir. Gazeteler Kürt belediye başkanlarının görüştüğü heyetlerin ve diplomatların listelerini, "suç belgesi" niyetine yayınlıyor. Aynı görüşmeleri Afyon, Kastamonu, Muğla belediye başkanları yapsa Ecevit ve gazeteler muhtemelen, "hükümet gibi çalışan başkanlarımız" diye methiyeler dizerdi. Başka bir konu da itirafçıların beyanlarına dayandırılan ancak belediye başkanları ve PKK'liler tarafından kesin bir dille reddedilen, "PKK'lilerle görüşme" suçlamasıdır. Bu da uydurma bir "suç"tur. PKK'lilerle görüşme, konuşma ve tartışma da suç sayılacaksa ne mahkemeler ne de zindanlar yeter. En önce de bu darbeyi mazeretlendirme gayreti içindeki kimi gazeteciler gider. 



Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı'dan devraldığı yönetim mirasında, sıkı merkeziyetçi yapı dışındaki yerel yönetim kültürü yoktur. Eyalet ve sancaklarda, padişah adına görevlendirilen Vali ve sancak beyleri de herhalde yerel yönetimin nüveleri olarak nitelendirilemez. Bu demokrasi yoksulluğunun esas kaynağı budur Mehmet Ali Paşa'nın 1805- 1849 yılları arasında Mısır Vilayeti'nde uygulamaya koyduğu reform programı, değişim çabaları ve Avrupa ile ilişkilenmesi, çürümekte olan İstanbul hükümeti tarafından bir tehdit sayıldı ve savaş ilan edildi. Çünkü Mısır'daki dinamizm, İstanbul'daki çürümeyi deşifre ediyordu. HADEP'in yeni bir çalışma programı oluşturması, tartışmalar yürütmesi ve örgütlenme çalışmalarını hızlandırması, belediye başkanlarının çabaları etrafında oluşan heyecan, "devletin kilit kurumu"nu rahatsız etti. HADEP'e ve belediye başkanlarına yönelinmesinin nedeni; kendisini tekrarlayan, heyecansız, hantal ve çözüm üretemeyen Türkiye siyasetine karşın, Kürtlerin siyaset yapma arzusu ve heyecanıdır. Devlet silik, ilişkisiz, iradesiz, iddiasız ve içine büzülmüş bir HADEP istiyor. HADEP'li başkanların bırakılması bu sürecin durduğunu göstermez. Önemli olan demokrasi kültürünün içselleştirilmesi ve çoğulcu demokrasiye tahammül edilmesidir. 

Bu yazı toplam 519 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gökhan
20 Şubat 2014 Perşembe 16:26
16:26
Bölücülerin reklamını yapın adına da demokrasi deyin. Bravo!
88.226.130.255
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim