• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : -1 °C
  • İzmir : 12 °C

Ekonomide Son Bir Hafta

17.01.2014 12:09
Ekonomide Son Bir Hafta
İŞ ADAMLARI DA, HÜKÜMETE İNANMIYOR... KASIM AYI KRİZİ, İŞVERENLERİN, “HÜKÜMET/ IMF PROGRAMININ” 2001 YILI HEDEFLERİNE ve ÜLKE EKONOMİSİNİN PERFORMANSINA OLAN GÜVENİNİ SARSTI... (ARŞİV)

Hükümetin İMF ile beraber geliştirip, 3. Niyet Mektubu ile tahkim ederek, “ulusal iradeyi, kamusal yararı, toplumsal çıkarları” birçok noktada gözardı ederek uygulamaya koyduğu 3 Yıllık Dezenflasyon Programının ikinci yıl ayağını oluşturan 2001 yılı Programı Hedeflerine ilişkin olarak, TÜSİAD Ekim 2000’de yapmış olduğu değerlendirmeyi  değiştirdi...

15 Ocak 2001 de yaptığı açıklama ile; Kasım 2000 krizinin 2001 yılına yansımakta olan olumsuzlukları dikkate alan TÜSİAD, bu kez, 2001 yılı makro büyüklükleri ile ilgili yeni tahminler yaptı; daha karamsar bir tablo çizdi... TÜSİAD’ın açıkladığı yeni tahminlere göre, 2001 yılında;

Ø  Gayri Safi Milli Hasıla, yüzde 4,5 yerine yüzde 2,4 oranında artacak; program hedefi yüzde 46,6 oranında (2,1 puan) sapacak,

Ø  İthalat, 54,5 milyar dolar yerine 50,9 milyar dolar olarak gerçekleşecek; program hedefi yüzde 7,1 oranında sapacak,

Ø  Bütçe gelirleri, 43,1 katrilyon lira yerine 41,0 katrilyon lira olarak gerçekleşecek; program hedefi yüzde 5,2 oranında sapacak,

Ø  Bütçe giderleri, 48,4 katrilyon lira yerine 47,0 katrilyon lira olarak gerçekleşecek; program hedefi yüzde 3,0 oranında sapacak,

Ø  Yıllık ortalama enflasyon (TEFE) oranı, yüzde 15,2 yerine 21,4 olarak gerçekleşecek; program hedefi yüzde 40,8 oranında (6,2 puan) sapacak,

Ø  Yıl sonu enflasyon (TEFE) oranı, yüzde 10,0 yerine yüzde 17,6 olarak gerçekleşecek; program hedefi yüzde 76,0 oranında (7,6 puan) sapacak,

Ø  Kamu iç borçlanma kağıtlarında yıllık ortalama nominal bileşik faiz oranı, yüzde 20,0 yerine 44,7 olarak gerçekleşecek; program hedefi yüzde 123,5 oranında (24,7 puan) sapacak,

 

TÜSİAD’ın 2001 Yılı Programı Hedefleri İle İlgili Tahminleri:

  TÜSİAD’ın

Ekim 2000 

Tahmini

TÜSİAD’ın

Ocak 2001 

Tahmini

HÜKÜMET’in

2001 Yılı

 Hedefleri

TÜSİAD’a

Göre 2001 Prog.Sapması

GSMH

Katr TL 149,350153,405% - 3,05

GSMH Artış Hızı

%4,72,44,5% -46,6

Kişi Başına GSMH

%3,01,02,8(- 1,7 puan)
Bütçe Gelirleri

Tril.TL

 41.001,043.127,0% - 5,2
Bütçe Gelir/GSMH

%

 27,428,1(- 0,7 puan)
Bütçe GiderleriTril.TL 46.975,048.360,0% - 2,95

Bütçe Gider/GSMH

% 31,431,5(- 0,1 puan)
Bütçe Açığı/K.Bütçe% 12,710,8(- 1,9 puan)
Bütçe Açığı/GSMH% - 4,0- 3,4(0,6 puan)
Enflasyon TEFE(ort)%20,321,415,2% 40,8
Enfl. TEFE (yıl sonu)  17,610,0% 76,0
Nom. Bileşik Faiz%26,844,720,0% 123,5

Reel Bileşik Faiz

%5,218,9  
Nom. Döviz Kuru% 15,614,5(1,1 puan)
Nom.Döv.Kuru(Ort)Dol/TL 721.138714.000 
İhracatMilyarS 30,931,0 
İthalatMilyarS 50,954,5% - 7,1
Rezerv Para% 24,232,17,9 puan

q TÜSİAD’ın 2001 YILI MAKRO BÜYÜKLÜKLERİ İÇİN AÇIKLADIĞI TAHMİNİ DEĞERLER; “2001 YILINDA DA DURUMUN DEĞİŞMEYECEĞİ, YOKSULLAŞMANIN DERİNLEŞECEĞİREEL SEKTÖRÜN DIŞLANMASI İLE RANTİYE KESİMİNİN YÜKSEK FAİZ GELİRİYLE BESLENMESİNİN SÜRDÜRÜLECEĞİ, ENFLASYONUN KALICI OLARAK FİYAT İSTİKRARININ İSE BİR BAŞKA BAHARA KALACAĞINI” ORTAYA KOYUYOR...

TÜSİAD’ın, 2001 yılı “Hükümet/İMF” Programı ile ilgili olarak yapmış olduğu saptamaların, yıl içinde gerçekleşmesi halinde:

 

Ø  Büyümenin yüzde  2,4, Kişi Başına Milli Gelir artışının yüzde 1,0 ile sınırlı kalması sonucu:

ü   İşsizlik ve yoksullaşma daha da artacak; “işçiler- çiftçiler- memur ve emekliler” için hayat daha da zorlaşacak,

ü   Milli gelirin, bireyler ve bölgeler arasındaki dağılımında mevcut uçurum ve adaletsizlik daha da derinleşecek,

ü   İç talep piyasada iş hacmi daralacak, ihracat yeterince artmayacak; imalat sanayiinde kapasite kullanım oranları düşecek; gerçek sanayici ile KOBİ’ler ve malını satamayan esnaf ve sanatkarın bunalımı artacak; kapanan veya iflas eden firmaların sayısı çoğalacak,

 Ø  Bütçe Gelirlerinin yüzde 5,2 azalması sonucu:

ü    Kamusal hizmetler ile “ekonomik ve sosyal alt yapı yatırımları” daha da geri kalacak; sosyal devlet daha da geriletilecek,

 Ø  Nominal Bileşik Faizlerin ortalama olarak yüzde 42,7’ye tırmanması sonucu:

ü   Rantiye kesiminin yüksek faizle beslenme süreci; yani, “yüksek faiz-bastırılmış kur-sıcak para” ile oluşan “saadet zinciri” devam edecek,

ü   Faiz gelirlerine bağımlı hale gelen sanayiciler, üretim ve yatırım yerine menkul değerlere yönelme alışkanlıklarını sürdürecekler, 

ü   Öngörülen değerin iki katına tırmanacak olan faiz oranları nedeniyle, gelecek yılların Kamu  kesimi iç borç faiz ödemeleri de ikiye katlanacak;

 Ø  Ve tüm bunlara karşın:

ü   Enflasyonda öngörülen gerileme sağlanamayacak, mali krizin önü alınamayacak;

ü   2002 yılı programı da, şimdiden tıkanacaktır...

q BU SONUÇLARI YARATACAK TAHMİNLERİ TÜSİAD, SANAYİMİZİN EN ÖNDE GELEN FİRMALARININ SEÇKİN TEMSİLCİLERİ SÖYLEMEKTEDİR... BİZE GÖRE İSE, DURUM, ÇOK DAHA CİDDİDİR...

Ø  Ülkeyi ve ekonomiyi yönetme iddiasında olan bu siyasi kadrolar, ekonomiyi yönlendirmekte olan  İMF’ye tutsak bu neo-liberal siyaset, devam ettiği sürece;

ü   İstikrar içinde hızla büyüyen bir ekonomiye, “eşitlik- adalet-sosyal barış” içinde hızla gelişen toplumsal yapıya ulaşılabilmesi,

ü   İşsizliğin aşılabilmesi, refahın yaygınlaştırılabilmesi,

ü   İhracatın geliştirilebilmesi, tarımın ve ulusal sanayiin önünün açılabilmesi,

ü   Kısaca, ülkemizin yıllardır içine sokulmuş olduğu ve giderek demokratik rejimimizi ve iç barışımızı da tehdit eder noktalara tırmanmakta olan sorunların; bunun kökeninde yatmakta olan “Neo- liberal rant ekonomisi” anlayışının aşılabilmesi,

olanağı yoktur...

q HÜKÜMET’İN “ENDÜSTRİ BÖLGELERİ” YASA TASARISI, YENİ BİR KAPİTÜLASYONLAR, YENİ BİR SİYASİ SORUMSUZLUK ÖRNEĞİDİR. TÜRKİYE’NİN ENDÜSTRİ BÖLGELERİNİN BELİRLENMESİ, YABANCI SERMAYENİN ÜLKEMİZE GİRİŞİN HIZLANDIRILMASI, BİR VURGUN ANLAYIŞI İLE ELE ALINAMAZ...

Ø  Ülkemizi Geleceğe ve Avrupa Birliğine, Ancak, Demokratikleşme Eşliğinde; “Rekabetçi Üretim Yapısı ve Teknolojik Sıçrama İle Yapılandırılmış, Dengeli, Kendi Kendini Sürdürür Nitelikli, Ekolojik Dengenin Sağlanması ve Doğa ile Çevrenin Korunmasına Duyarlı”, İleri Sanayileşme Süreci Taşıyabilir... 

ü    Ülkemizin, rekabet gücü yetersiz, öncelikleri belirsiz, mevcut hantal sanayi profilinin değişmesi gerekmektedir.

ü    Sanayiin coğrafyası; tarım, orman, turizm ve kentsel yerleşim alanları da özenle dikkate alınarak, Türkiye’nin gelişmesine öncülük edecek “Sanayi Çekim Merkezleri” olarak yeniden planlanmalıdır.

ü    Bu planlama ile, günümüzün ve geleceğin kritik sektörlerini içerecek “Büyük Mekan Projeleri” yeni bir anlayışla kucaklanmalıdır.

ü    Böylesine oluşturulacak yeni sanayi aksları ve bölgeleri ile, sanayiin yurt düzeyinde daha dengeli ve rasyonel dağılması sağlanırken, sanayileşme sürecine de yeni bir ivme kazandırılmalıdır. (CHP Programı)

Ø  Son Yirmi Yıldır, Sağ Hükümetler, Ülke Topraklarının Kullanımında “Talancı ve Rantçı Odaklara” Teslim Olmuşlardır...

Son yirmi yıldır Planlamayı rafa kaldıran sağ Hükümetler, ülke topraklarının fiziki planlamasını da bilinçli olarak gözardı etmişler; “tarım- turizm- orman -sit- kentsel yerleşim- sanayi- küçük sanayi” amaçlı kullanım ve koruma alanlarının belirlenmesinde keyfiliği ve kayırmacılığı ön plana çıkarmışlar; sınırsız rantların oluşumuna ve ülke arazisinin ve topraklarının verimsiz kullanımına bilerek göz yummuşlardır.

Türkiye, bu konuda şimdi; yeni bir talan ve yozlaşmaya kapı açabilecek, yabancı yatırımcılara adeta yeni kapitülasyonlar niteliğinde ve ulusal çıkarları zedeleyecek özde,  haklar sağlayacak bir Hükümet Tasarısı ile karşı karşıyadır...

Hükümet’in 3. Niyet Mektubu ile ortaya koyduğu, ulusal irade ve çıkarları yok sayan teslimiyetçi anlayışın uzantısında, İMF’nin dayatması ile ortaya çıktığı anlaşılan “Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısı”, mevcut çerçevesi ile, bir vurgun yasası niteliğindedir...Bu yasa, yıllardır ülkemizde oynanmakta olan oyunun, “talancı ve rantçı odaklara teslimiyetin”, bir yeni senaryosudur...    

Ø  Ülkemizin, Özellikle  “İleri Teknolojilerin Aktarımı ve Yeni Üretim Kapasitelerinin Yaratılması” Amacıyla Doğrudan Yabancı Sermaye Girişine İhtiyacı Vardır...

ü   2000 yılında dünyada akan doğrudan yabancı sermaye miktarı yaklaşık 1,1 trilyon dolardır. Ekim 2000 sonu itibariyle, bunun ancak 1 milyar 307 milyon dolarlık bölümü Türkiye’ye gelmiştir.

ü   Oysa, aynı dönemde, ülkemizin iş adamları, yurt dışına 1 milyar 469 milyon dolarlık doğrudan yatırım sermayesi transfer etmişlerdir.

ü   Böylelikle, 2000 yılının ilk on aylık döneminde, ( eksi 162 milyon dolar ile) Türkiye, “Net Doğrudan Yatırım Sermayesi İhraç Eden Ülke” durumuna düşmüştür.

Ø  Ancak, Bu İhtiyaç, “Endüstri Bölgeleri Yasası” Adı Altında, Yabancılara Kapitülasyon Nitelikli Ödünler Verilmesine Gerekçe Olamaz...

Hükümet, Türkiye’de, yabancı sermayenin girişine uygun siyasal ve ekonomik istikrar ve gelişme ortamının yaratılmasına yönelik çaba sarf etmek yerine, bedeli ne olursa olsun aldırmadan, ilkesiz ve sorumsuz adımlarla günü kurtarmaya yönelmektedir. Endüstriyel Bölgeler Yasa Tasarısı bu nitelikli bir Hükümet çabasıdır.

Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürü, “tasarıyı biz hazırlamadık” diyor...Devletin yetkili ve birinci derecede sorumlu uzman kurumu, kendisinin temel sorumluluk alanı ile ilgili bu Tasarının hazırlanmasına katkıda bulunmadı ise;

ü   Hangi gizli eller bu Hükümet Tasarısını şekillendirmiştir...

ü   Hangi örtülü çıkar odakları Tasarının bugünkü teslimiyetçi yapısının belirlenmesinde etkili olmuştur...

Hükümet, Tasarıyı, T.B.M.M.’ne sunmadan evvel bu hususları kamuoyuna açıklamalıdır...

 

Sırf yabancı sermaye gelsin diye;

ü   Yabancının beğendiği yeri, o arazinin ulusal fiziki planlama kapsamında konumunu dikkate almadan, anında ona tahsis etmek,

ü   Yasal her türlü izni 15 gün içerisinde kendilerine düzenlemeyi taahhüt etmek; bunu başaramazsa, iznin otomatik olarak verilmiş olmasını kabullenmek,

ü   İlgili kuruluşlarda bu izinleri düzenleyen kişileri, bu izni 10 günden fazla geciktirdiği gerekçesi ile cezalandırmayı Tasarıya dahil etmek,

eğer en hafif anlamı ile, dış çıkar odaklarına ve onların örtülü iç uzantılarına teslimiyet değilse, cehaletin ve sorumsuzluğun en ağır örneğidir... 

Ø  Milliyetçi Geçinen DSP-MHP-ANAP Hükümeti, Bu Yasa Tasarısı İle, Yabancı Sermayeyi, Ulusal Sanayici Karşısında Kayırmak İstemektedir:

Hükümet  bu Yasa Tasarısı ile, Anayasa’nın eşitlik ilkesini de çiğnemektedir. Yasa Tasarısı yabancılara yönelik getirmek istediği avantajları, ulusal sanayicilerden esirgemektedir. Hükümet, yeni düzenlemesi ile, 6224 sayılı Yabancı Sermaye Kanunu’nun “yerli ve yabancı yatırımcı eşittir” ilkesini de çiğnemeyi hedef almaktadır.

Ulusal sanayicilerin, bu yasa tasarısının hükümlerinden yararlanabilmeleri için;

ü   ya, asgari 10 milyon dolarlık yatırım yapmaları,

ü   veya, girişimin asgari yüzde 60’ının yabancılar tarafından kontrol edilmesi,

öngörülmektedir. Kısaca, sözde milliyetçi geçinen DSP-MHP-ANAP Hükümetinin, dış odaklara endekslenmiş gerçek yüzü bu tasarı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Umarız Hükümet, bu yetersiz ve sorumsuz yasa tasarısını hemen geri çekerek; Türkiye’ye özellikle teknoloji ve ileri sanayi alanlarına yabancı sermaye girişini özendirecek, ancak, ülke toprak ve arazilerinin rasyonel ve fiziki planlama ilkelerine uygun kullanımını temel alan, ulusal sanayicilere yabancı yatırımcılar karşısında ezdirmeyen, ulusal çıkarları koruyan, yeni düzenlemeleri hızla yaşama geçirir...

q BOR YATAKLARINI VE KAMUNUN BOR TÜREVLERİ TESİSLERİNİ ÖZELLEŞTİRMEĞE KALKMAK, ULUSLARARASI TEKELLERE VE ONLARIN ÜLKEMİZDEKİ TEMSİLCİLERİNE TESLİM OLMAK, “ULUSAL ÇIKARLAR” İLE “KAMU YARARINI” ÇİĞNEMEK ANLAMINA GELİR... BUNA KALKIŞANLAR OLURSA; YARIN, BÖYLE BİR GAFLETİN HESABINI, MUHAKKAK VERMEK DURUMUNDA KALIRLAR... 

Ø  Dünya Bor Pazarından Daha Çok Pay Kapmamız Gerekir:

Fiber optik kablodan, uçak ve uzay sanayiine, cam ve seramik sanayiinden, tarıma kadar bir çok sektörde kritik girdi niteliğinde olan bor cevheri rezervinin yüzde 60’ı ülkemizde bulunmaktadır. Türkiye’nin, başka hiçbir sanayi girdisinde, dünya ölçeğinde böylesine bir tekel konumu yoktur. Buna karşın, bor ürünleri üretiminde Türkiye, dünya pazarının ancak yüzde yüzde 31’ini elinde bulundurmaktadır. Pazarın yüzde 37’si ise, dünyanın ikinci en büyük bor rezervine sahip olan Amerika’nın, US Boraks şirketine aittir.

Ø  Özellikle, Rafine Bor Ürünleri Üretimi ve Pazarlamasında Dünya Pazar Payımızı Artırmamız Gerekir:

Ülkemizde bor cevherinin istihracı ve bor ürünleri üretim hakkı, bir Kamu tekeli olan Eti Holding’e aittir.  Bor cevheri ve ürünlerinin piyasa fiyatları Eti Holding ve US Boraks tarafından müştereken belirlenmektedir. Bor yataklarının 1978-79’da dönemin CHP Hükümeti tarafından kamulaştırılması ile, Eti Holding’in, dünya bor ürünleri fiyatlarının belirlenmesinde etkisi artmış; 80’li yılların başında tonu yaklaşık 20 dolar  olan bor cevherinin fiyatı günümüzde 200 doların üstüne tırmanmıştır.

Buna rağmen, yıllardır, her yıl ortalama 300 milyon dolar bor cevheri ve ürünleri ihracatı gerçekleştiren Eti Holding’in ortalama paçal ihraç fiyatı, ton başına yaklaşık 250 dolardır. Bunun nedeni, Türkiye’nin, son yıllarda ürün çeşidini artırmış olmakla beraber, rafine bor ürünleri ve pazarlamasında, dünya piyasalarında henüz yeterince pay kapamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

 

1989-1998 Dönemi Bor Madeni ve Ürünleri Toplam ve Yıllık Ort. İhracatı:

Ham ve Rafine Bor Ürünleri10 Yıllık

Topl.İhracat

10 Yıllık

Topl.İhracat

Yıllık Ort.

İhracat

Yıllık Ort.

İhracat

Ort.İhraç

Fiyatı

 Miktar(BinT)Milyon Dol.Miktar(BinT)MilyonDol.Dol./ton
KOLEMANİT3.623,4871,1362,387,1240,4
Ham BOR6.928,21.333,1692,8133,3192,4
Rafine BOR2.218,9752,6221,975,3339,2
   Topl. BOR Ürünleri9.147,12.085,7914,7208,6228,1
  Toplam İHRACAT 2.956,8 296,7 

 

Ø  Çıkış; 2000’li Yılların “Gözde ve Kritik” Ürününü Üretmekte Olan Eti Holding’i ve Bağlı Kuruluşu Eti Bor’u, İMF’nin ve Bazı İç Çıkar Çevrelerinin Taleplerine Boyun Eğerek Özelleştirmek, Vurgun Alanı Açmak, Yerli ve Yabancı Özel Tekeller Yaratmak Değil; ETİ BOR’un Dünya Ölçeğindeki Etkinliğini Daha da Artırmaktır:

 

ü         Eti Bor, son yıllarda geliştirdiği yeni teknoloji arayışlarını daha derinleştirmeli; bu konuya daha çok kaynak ve daha çok araştırmacı ayrılmalıdır...Hükümet; dış krediye Hazine garantisi ve Kamu kaynağı tahsislerinde, bu konuya öncelik vermelidir...

ü         Farklı amaçlara yönelik uç rafine bor ürünü üretimine yönelik bir Ulusal Plan hazırlanarak; bu Planın yaşama geçirilmesini sağlayacak kapsamlı yatırımlar, çoğunluk kontrolu kesinlikle kaybedilmemek kaydıyla, ulusal sanayicilerin ve hatta bu alanda uzman yabancı şirketlerin  doğrudan sermaye ve teknoloji katkılarına da açık olarak hızla gerçekleştirilmelidir... 

ü              Eti Bor, aracı pazarlamacı kuruluşlarla dünya piyasalarından pay kapma arayışı yanında, nihai kullanıcılara doğrudan satış arayışlarını ve kararlılığını da geliştirmeli, bu konuda aktif politika izlemelidir...

ü              Park Holding veya benzeri kuruluşların, “verin bize cevheri, kırma/eleme  işlemlerinden sonra pazarlayalım, katma değer payını artıralım” şeklinde yaptıkları talepleri boşa çıkaracak yatırım ve pazarlama stratejileri, Eti Bortarafından geliştirilerek, derhal uygulamaya konulmalıdır... 

 

Ø  Eti Holdingin Arkasında Hükümet ve Onu Destekleyen Siyasi Partiler Yoksa, Eti Holding’in Özverili Çalışanları ve Yöneticileri, Ülkemizin Her Kesimden Tüm Yurtseverleri, Sosyal Demokrat Siyasetçiler ve CHP Vardır:

USA Boraks’ın arkasında, dünyanın en büyük üç uluslararası madencilik şirketinden biri olan İngiliz Rio-Tinto Şirketi; Rio-Tinto’nun arkasında ise Uluslararası finans kuruluşları vardır. Uluslararası finans kurumlarının omurgası olan İMF vardır...

Eti Holding ve Eti Bor’un” arkasında ise, ne yazık ki,   DSP+MHP+ANAP Hükümeti yoktur, bu Hükümete güven oyu veren partiler yoktur, Milletvekillerinin çok büyük çoğunluğu yoktur... Ancak; Eti Holding’in özverili ve birikimli çalışanları ve yöneticileri, Ülkemizin her kesimden tüm yurtseverleri, Sosyal Demokrat siyasetçiler ve CHP vardır...

Bir kez daha uyarıyoruz;

ü               Eti Holding ve Eti Bor’u özelleştirmeğe,

ü               M.K.Atatürk’ün talimatları ile kurulan bu ulusal kuruluşu iç ve dış çıkar odaklarına peşkeş çekmeğe,

ü               Ulusal çıkarları ve Kamu yararını çiğnemeğe,

kalkacak olanlar, böyle bir gafletin hesabını, yarın, muhakkak vermek zorunda kalacaklardır... 

 

q TÜBİTAK ARAŞTIRMASI, ÜLKEMİZDE GELİR DAĞILIMINDAKİ KORKUNÇ BOZULMAYI ORTAYA KOYUYOR... ACI GERÇEK: “NÜFUSU 20 BİNDEN BÜYÜK KENTSEL MERKEZLERDE MEVCUT HANELERİN (Ailenin); YÜZDE 41,9’unun AYLIK GELİRİ 150 Milyon, YÜZDE 75’inin İSE, 300 Milyon Liradan DAHA AZ”

TÜBİTAK’ın, nüfusu 20 binin üzerinde olan 68 il ve 165 ilçede denek olarak belirlenen 6 bin hanede yaşayan kentli yurttaşlarımızı kapsayan araştırması, ülkemizde zenginler ile yoksullar arasındaki uçurumun giderek daha derinleştiğini kanıtlamaktadır...

Bu araştırma, toplam nüfusun yüzde 40’ını oluşturan ve gelir durumu son derece düşük olan kırsal kesimde yaşayan yaklaşık 26 milyon yurttaşımızın çok önemli bir bölümünü kapsamamakta... Buna rağmen, TÜBİTAK gibi son derece güvenilir bir kurumumuzun yapmış olduğu bu çalışma, ülkemizde gelir dağılımının ürkütücü ve adaletsiz görüntüsünü bir kez daha gözler önüne sermekte olduğundan, son derece önemli.

Bu verilere göre, ülke kentli hane halkı nüfusunun;

ü    Yüzde 41,9’unun, hane başına ortalama toplam aylık geliri 150 milyon liranın, yani açlık sınırlarının,

ü    Yüzde 75,0’inin ise, hane başına ortalama toplam aylık geliri 300 milyon  liranın, yani, halen 539 milyon lira olan yoksulluk sınırlarının,

altında bulunmaktadır...

Nüfusu 20 Binden Büyük Kent Merkezlerinde Gelir Dağılımı:

Gelir GrubuAylık Ortalama Hane GeliriKent Hane Toplamı

İçindeki Payı (%)

Yoksullar0 – 150 Milyon Lira41,9
Alt-Orta Gelir Grubu150 – 300 Milyon Lira33,1
Orta Gelir Grubu300 – 500 Milyon Lira14,4
Üst-Orta Gelir Grubu500 Milyon – 1 Milyar Lira7,9
Üst Gelir Grubu1 Milyar Liranın Üstü2,8
Bu haber toplam 762 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • McDonald's lisansına kimler talip?12 Kasım 2015 Perşembe 17:27
  • Ardahan Vergi Rekortmenleri Ödül Töreni04 Mart 2015 Çarşamba 18:43
  • Bedava fuar alanı27 Ağustos 2014 Çarşamba 10:33
  • Çankırı Üniversitesi için trilyonluk destek25 Ağustos 2014 Pazartesi 22:00
  • Saf Tuz Dünyanın en modern tesislerinde üretiliyor24 Ağustos 2014 Pazar 20:50
  • 'Bu ülkede yıllarca elbiselere oy verdik'19 Ağustos 2014 Salı 21:16
  • Ordu'da fındık kurutulmaya başlandı03 Ağustos 2014 Pazar 20:50
  • Binalardaki Şantiye Denetimine Tabi Tutulacak22 Temmuz 2014 Salı 13:53
  • Emekliye Banka Promosyonu Veriliyor22 Temmuz 2014 Salı 13:50
  • Ruh halimi REKLAM belirliyor21 Temmuz 2014 Pazartesi 21:19
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim