• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 10 °C

Düşünen İnsanlar İçin!

13.12.2013 17:35
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Bizler tabiat varlıkları hakkında ki tüm bilgileri okuduklarımızdan, anlatılanlardan veya seyrettiklerimizden öğreniriz.

Yeryüzünde ki tüm varlıklara baktığımızda bunların bir kısmının canlı bir kısmının da cansız olduklarını görürüz. Canlı varlıklarda Nebatlar ve Hayvanlar diye ikiye ayrılırlar. Cansız varlıkların neler olduğu bizce malümümüzdür.

Canlı varlıkları irdelersek; 6000 çeşidi olan yeşillikler diye adlandırılan Nebatlar ve 2700 çeşidi olan Hayvanlar alemi olarak gözükürler. Bunlar havada, karada ve denizde yaşarlar. Teknoloji ilerledikçe denizde yaşayanların sayısı ve çeşitlerinin her geçen gün değiştiğini duyar ve görürüz. 


  Yeryüzünün çeşitli jeolojik evrimlerden sonra cansız varlıkların yanına ikinci gelen varlık karada ve denizde yaşayan canlılardan nebatlar olmuştur. Belli bir zaman aşamasından sonra hayvanlar alemi peyda olmuştur. Nebatlar ve hayvanlar aleminde zaman zaman yine kendi aralarında değişikler yanında bazılarının nesli tükenmiş ve yeni yeni nesiller türemiştir. Elle tutulan gözle görülen bu hayvanların en büyükleri yanında en küçükleri de vardır. Bazıları biz insanlara en yakın en uzak en sevimli en sevimsiz olanları olmuştur.

Eğitim dergisi olan Meşale'de ki her sayısında şimdiye kadar belli bir sayfada devamlı yazdığım ebedi yazılarım olmuştur. Bundan sonra ki yazılarımda da ilmi değeri olan duyulmamış özellikleri olan bize en yakın, istemeyerek bizlerle olan sevimli, sevimsiz hayvanlardan bahsedeceğim. En sevimsiz hayvanlardan birisi Sinek' tir. Sinek dediğimizde; ilk aklımıza gelen belli bir şeklinden sonra mikrop taşıma özelliği olan, hastalık yapan, görünümünden hoşlanmadığımız, hep ondan uzaklaşmak ve görülen yerlerde de hep kovalamak yada öldürmek istediğimiz bu minik hayvancık hakkında fazla bilgimiz olmamıştır.

Neden ? onun hakkında ne olacak ki bilgimiz olsa bile karımız ne olacak diye düşünür, özelliklerini bilme ihtiyacımızın olmadığını düşünürüz. Yunus Emre'nin şu sözünü hatırlayalım "Her yaradılmışı sevelim, yaradandan ötürü" sinek' de yaradılmışlardan biri olduğuna göre onların dünyada ki varlığı, bizim bilmediğimiz belli bir sebebe bağlıdır.

Dünyaya gelmiş her canlı varlık belli bir boşluğu doldurmakta olup, diğer canlıların yanında bunlarında belli görevleri vardır. Tüm varlıklar insan oğlunun daha rahat yaşayabilmeleri için adeta görevli gönderilmiştir.

Biz insanlara hizmet eden hizmetkarlarımızdır. Yaşama sistemimizin denge unsurlarıdır. Demek ki varlığı şart olan kara sineğimizi bir yakından tanıyalım.
Kara sinek 
( bunları biliyor musunuz ? )
*En basit sineğin bir sineğin 100.000 türünün olduğunu
*Sırtında ki kabuklarının ( Kitin ) tabakasının bir elmas sertliğinde olduğunu, sinek ölünce bu sertliğin kalktığını
*Sırtında ki bu kabuğun güneşin eğik derecelerine göre 7 renk halinde ki görünümün meydana geldiğini
*Uçarken kanatlarını saniyede 200 defa çarptığını
*Vücut çevikliği insanların en sportmen çevik olanın çevikliğinden adeta 10 katından dahi fazla olduğunu
*Normal hava şartlarının uygunluda uçmayı istemesi halinde saatte 6 km hızla uçtuğunu
*Baş kısmında bulunan bir çift anteni sayesinde hava akımının yönünü, rüzgarın şiddetini yıldırım ve şimşeğin meydana geleceğinin farkın varmasını.
*Normal önde ki iki gözünden başka, üstte iki göz arasında 3. Bir gözünün bulunuşu ile aşağı- yukarı olayalrın görülmesinin sağlandığını. ( uçakların teknolojisinde ki görünümün bunlardan örnek alınarak yapıldığını )
*Var olan bu 3. Gözden başka adata karanlıkta dahi her şeyi görebilecek toplam 4000 küçük gözcüklerin olduğunu bundan dolayıdır ki bir sineği öldürmek istediğimizde bizim el hareketlerimizin yönüne göre kendini ayarlayarak zıt yönünde uçtuğunu gördüğümüzü.
*Bir sineğin sağ kanadında zehiri sol kanadında da bu zahirin panzehirinin bulunduğunu 
* Sineklerin solunumlarının karın bölümlerinde bulunan 2 düzine sayısı kadar karın boşluğunun bulunduğunu nefeslerini buradan alıp verdiğini
*Bir sineğin mayıs aylarında dünyaya geldiğini Eylül ayında da 10000 yumurta döktükten sonra vücudunun mantar hastalığına yakalanıp en fazla 5 ay yaşayabildiğini
*Sinek lavraları kışın - 40 dereceye kadar soğuğa dayanabildiğini Mayıs ayında da tekrar çoğaldığını 
 

Yukarıda yazdıklarımızdan Ulemaların isteği olan düşüncede TEFEKKÜR'e varmış olmamızdır.
( konu ile ilgili söylenmiş altın sözler )


- Bilimsel bir düşünce de bulunmak ibadet sayılır. ( A. Fuat Başgil )
- Düşünmek, işlemektir. Düşüneni boş duruyor sanmayın. ( Ahmet RÜFAİ )
- Sivrisineğin gözünü halk eden, güneşi de halk etmiştir. ( Benjamin DİSFİR )
- Düşünce gıdadır. ( Viktor HUGO )
- Üç şey daima sessizdir. Düşünce, kader, mezar. ( Bülver LYTON )
- Herkesin bilmesi lazım gelen şeyi düşünme. (Alman Atasözü )
- Basit bildiğimiz bir varlığın özelliklerinin detaylarını düşünen bir insan maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyordur. (SKOKELEFY )
 Madem ki dünyanın tüm varlıkları biz insanların daha güzel yaşaması için yaradılmıştır, o halde bizlerde kainatı yoktan var edene şükür etmeli ince konular hakkında düşünmeli, onları tam anlamalı tefekküre dalarak insanlığımızın özelliklerini yerine getirmeliyiz. İnce düşünmek bilimsel uğraşılar faydalı çalışmalar daima ibadet sayılır. 
 

( Sinek hakkında ki notlarımı ABD, NASA yayınlarında ki tercüme bilinen Bilimsel Teknik dergisinden alınmıştır. Abdülkerim YENİAY olarak bu tercümenin yorumunu kaleme almış olduğumu belirtmek isterim.)  Saygılarımla

Bu yazı toplam 363 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim