türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.097
  • Altın 153,413
  • Dolar 3,8257
  • Euro 4,5096
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Demokrasiyle öreceğiz etrafınızı

25.04.2014 21:50
Şiir Adam / Twitter Yazarı

Şiir Adam / Twitter Yazarı

Amerikan Başkanı Bush’un, dış politikasının sadedine bakacak olursak, Türkiye’nin etrafını demokratik ve özgür devletlerle öreceğiz diyor. Kafkaslar’da değişim rüzgarını savunuyor. Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin, Amerika’da avukatlık yıllarına son verip, ülkesine geri dönmesi rastgele yaşanan bir olay değil. Amerika, Sovyetler Birliği’nin son bulması ardından oluşan yeni Cumhuriyetlerde, KGB geçmişli yönetimlere son vermek istiyor. Kazakistan ve Özbekistan’la, Irak savaşı öncesinde başlayan askeri ilişkiler, aslında daha büyük bir stratejinin parçası. 

Bir zamanlar Doğu Bloğu’nun parçası olan devletlerin, NATO’nun yeni üyeleri olarak yerlerini alması, Rusya sınırlarında NATO askerlerinin konuşlanması da demek. Bush’un, Amerikan askerlerinin dünyadaki yeni konuşlanmaları için atılan ilk adımı, Pazartesi günü, resmen açıklamadan önce, Savunma Bakanı Rumsfeld’in, Rusya Savunma Bakanı Ivanov’a planı anlatmasına da bu gözle bakmak gerek. 

Kuzeyde bu gelişmeler yaşanırken, Irak’la da, doğu sınırımızda değişim rüzgarlarının ilk esintisi başlıyor. Amaç, Irak’la birlikte, İran’a, Suriye’ye, ve genişletilmiş Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlüğü getirmek. Hedef, Başkan Bush’un deyişiyle, özgür ve demokratik rejimlerde ne terör barınır ne de başka hasta ruhlar. Bunların kökünün kurutulması ile de bu bölgenin insanları da refahtan, adaletten, güven hissinden ve daha yaşanılır bir gelecek umudundan nasibini alırlar. 

Fukuyama ve Krauthamer çatışması 

Hani, şöyle kağıt üstünde baktığınızda kalbinizin heyecandan durmaması söz konusu değil. Dert de bu. Plan, çok idealist ve dünyanın gerçeklerinden uzak. Uluslararası İlişkilerde, mecburi okunması gerekli yeni bir makaleye daha imzasını atan Francis Fukuyama, Irak’a müdahalenin, radikal İslam’ın kökünü kurutmak için doğru adres mi olduğunu tartışırken, daha önemlisi, Amerikan Başkanı’nın tek taraflı dünyanın iyiliği için aldığı ulvi kararda, tek başına nereye kadar başarılı olabileceğini sorguluyor. (The National Interest, The Neoconservative Moment) Aslında yazı, Bush’un, tek kutuplu dış politikasının ilk büyük konuşmasını veren Charles Krauthamer’e cevap olarak yazılmış. 

Fukuyama ve Krauthamer arasında yaşanan bu fikir çatışması, Amerika’nın, dış politikasında da Sovyetler gibi hem güçlü bir devlet desteği hem de dünyanın çeşitli ülkelerinde komünist ideolojiyi benimseyen ve savunan insan kitlesinin son bulması ile tek başına, karşısında kendi rejimini tehdit edecek düşman yoksunluğunda olan Amerika’nın, bu süper gücünü nasıl kullanacağında odaklanıyor. Fukuyama, ne Saddam’ın ne de radikal İslam’ın, Amerika’nın rejimini tehdit edecek kadar ne destek aldığını ne de güçte olduğunu savunuyor. Elbette, 11 Eylül’ün şokunu hiçe saymıyor ama radikal İslam’ın, aklı başında olan Müslümanların ideolojisi olamayacağını savunuyor. 

Haksız mı? Ama her iki tartışmanın da içeriğine baktığınızda, ikisinin de haklı ve ikisinin de haksız olduğu kısımlar var. Terör gibi şakası olmayan tehdidin gölgesinde, bu tartışmalarda siyah ve beyaz kadar keskin, bir tarafın toptan yanlış ve diğer tarafın da toptan doğru olması beklenemez. Ama, tek gerçek var ki, süper güç de olsa, Amerika’nın, hedefine ulaşması için gerçek bir koalisyona ihtiyacı var. 

Konuştuğum bir yetkili, ‘bunlar müttefiklikle, çiftlikte kahyalığı birbirine karıştırdılar,’ diyerek, durumun hassasiyetini tek cümlede anlatıvermişti. Tek kutuplu bir Amerika dış politikasının başarısızlığa mahkum olması da işte bu cümlenin içinde gizli. Yoksa, demokrasi ve özgürlüğe açılan kapılara karşı duran yok. Ama, tek başına kendini ulvi bir misyonun lideri olarak gören bir Amerikan Başkanı’nın, bozuk gördüğü bütün devlet sistemlerine çomak sokması, belki önlenemeyecek ve elbette değişimi getirecektir ama bu değişim, acaba sonuçta, idealist hayalin içinde görülmek isteneni mi getirecektir. Acaba, Fukuyama’nın da dediği gibi Washington, DC’deki çocukların test sonuçlarını yükseltemezken, dünyanın bir başka noktasında demokrasiye direnen veya hiç bilmeyenlere bu değişimi başarıyla getirmek mümkün olabilecek mi? 

Ve, bir zihin egzersizi 

Son olarak, bir zihin egzersizi sorusuyla noktalayalım. Irak’ta, güvenlik kontrol altına alınamazsa, Amerika, acaba, Kürtlerin otonomisinde olan bölgede, Musul ve Kerkük’ün de yönetimini uzaktan, yakından bir kumandayla petrolün de kontrolünü ele alarak, sadece buraya çekilebilir mi? İran’da olası bir kıpırtıya karşı, sınırlarımız buradan gelebilecek terör sızmalarına ne kadar önlem alabilir? Amerika, etrafımızı demokrasiyle örerken, bizim demokrasi ve toprak bütünlüğünü muhafaza etmek içinde aynı azmi göğüslemeye kararlı mı? Düşünelim! 

Bu yazı toplam 923 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim