türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İzmir : 14 °C

Çoban; Derneğimiz kimsenin tekelinde değildir ve olamaz

03.01.2014 00:56
Çoban; Derneğimiz kimsenin tekelinde değildir ve olamaz
2 dönem Hanak ilçe derneği yönetiminde ve 4 dönemde Avcılar Köyü derneği yönetiminde bulunan Muhasebeci Togay Çoban ile dernekçiliği konuştuk.

Yeni UMUT: Sayın Togay Çoban, Dernekçilikle ne kadar süredir uğraşıyorsunuz. Görev aldığını dernekler hangileridir bunlar, hakkında bilgi verir misiniz?

Dernekçilikte 1995 yılında kurulan kendi köyüm olan Hanak Avcılar Köyü derneği Yönetim kurulunda görev alarak başladım. Köyümün dernek yönetiminde 4 dönem görev aldım. Ayrıca Hanak İlçesi Kültür ve Yardımlaşma Derneğinde iki dönem görev aldım. Sivil Toplum örgütü olarak faaliyet gösteren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Birliği Derneği'nde iki dönem görev aldım ve şu anda da Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmekteyim. Bunların dışında, Yeşilesenyurt Spor Kulübünde yöneticilik yaptım. Tabii ki hepsini çok zevkli ve keyifli olarak yaşadık. Hepsinin bende yeri çok ayrı ve önemli fonksiyonları vardır. Bu dönemlerde de faydalı işler yaptığımıza inanıyorum. Bunları yaparken de yeni arkadaşlara bırakmak gerektiğine inandığım için, bazı derneklerden bu nedenlerden dolayı ayrılmış bulunmaktayım.

Yeni UMUT: Hanak Derneği ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

2002 yılında Hanak Derneği yönetiminde Sayman olarak görev aldım ve gerçekten zevkli ve güzel bir dönem geçirdik. Şöyle ki, orada Dernek Başkanımız Gazi Kılıç ve ondan sonra da Olgun Altın Dernek Başkanı olduğunda bir şeyler yapma çabası içerisinde olduk ve orada bir şeyler yaptığımızda inanıyoruz. 2 dönem birlikte çalıştığım Hanak Derneğine gayrimenkul olarak 1 arsa bıraktık ve bütün üyelerde bizi takdir etti. Yaklaşık 4 ay önce olağan kongremizi yaptık ve arkadaşlarımıza görevi devrettik. Çokta ısrar edilmesine rağmen işlerimin yoğunluğu nedeniyle Dernek Yönetiminde görev alamayacağımı, bundan sonra ki süreçte Dernek Yönetimindeymiş gibi elimden gelen çabayı gösterip yeni yönetime yardımcı olacağımı söyledim ve onlarda teşekkür etti. Mevcut Başkan Güner Hocamızda gerçekten kaliteli, dürüst, efendi, saygılı bir kişiliğe sahiptir. Bende kendi adıma maddi ve manevi üzerime düşeni yapmaya hazırım. Çünkü Hanak Derneği gerçekten kişilikli, saygın ve ses getiren, herkese yardım etmeyi seven bir Dernek. Bende o dernek yönetiminde 2 dönem görev almaktan onur duydum. Sürekli Derneği ziyaret ediyorum, bundan sonra da Hanak Derneği için elimden gelen katkıyı ve yardımı yapacağım. Görev yaptığımız bu iki dönemde bunlarla kalmayıp gençlerimize burs'ta verdik. İhtiyaç sahibi olan Hanak'lı hemşerilerimize gıda ve giyecek yardımı yaptık. Sosyal ve Kültürel anlamda geceler düzenledik. Herkesin gıpta ile baktığı Köy Dernekleri ile birlikte futbol turnuvası düzenledik. Amatör ruhla düzenlenen böyle bir turnuvanın bir benzerinin olmadığını söylediler. Çünkü turnuvaya gelen Hanaklılar, birbirlerini yadetme fırsatı buldurlar, birbirlerini tanımayan hemşehrileri tanıştırdık ve farklı duygular yaşandı. Tabii ki bu bize çok büyük bir mutluluk verdi, bunu düzenleyen Hanak Derneği olması bizleri çok onurlandırdı. Umarım bu ve buna benzer faaliyetleri yeni yönetim yapar ve bizlerde onları alkışlarız.

Yeni UMUT: Bundan önceki dönemde de Hanak Avcılar Köyü Derneğinde yönetimde görev aldınız, bu süreçte neler yaptınız?

1995 yılında Avcılar Köyünde Genel Sayman olarak görev aldım. Yaklaşık 1 ay önce de Olağanüstü yapılan kongrede görevimi bıraktım. Bu zaman zarfı içerisinde derneğimize birçok şeyler yapmaya çalıştığımıza inanıyorum. Bütün üyelerimizi ziyaret edip onların fikirlerini alarak maddi ve manevi katkılarını istedik, onlarda bizlere destek vererek Derneğimize bir yer almasını istediler, maddi bir katkı yapıldı ve bu katkı maalesef sadece banka da kalmakla yetindi. Yerimizi de bir arkadaşımız aldı ve mülkiyetinin Derneğe verilip verilemediğini ileri ki süreçte göreceğiz. Ama derneğin şu anki durumda kendi üzerinde olan mülkiyeti yoktur. Bizde 1999- 2000 ve 2002 yılları arasında toplamış olduğumuz birikimimiz sadece bankada muhafaza edilmekten başka bir yere gitmedi ve bu da beni çok üzdü hiçbir zaman Derneğin parasının olmasını istemezler Çünkü Dernek bize muhtaç olsun zihniyeti taşıyorlar. Diğer konularda ise, Sosyal faaliyetler yapmaya çalıştık, dernekçiliği belki de bilmediğimizden kaynaklanıyordu sadece bize özgü bir durum değil, diğer derneklerde de bu durumların benzerleri yaşanıyordu. Ama biz bu konuda bir şeyler yapacağımıza inanıyorduk. Bu iki dönemde kısmen de olsa birlik, beraberlik ve yardımlaşma vardı. O köydeki temiz saf düşünceler son dönemlerde iyice kaybedildi. Bu da beni üzdü. Umarım bundan sonraki süreçlerde daha iyi olur. Biz Avcılar Köyü olarak şu anda 300'e yakın bu üyelerin aidatlarıyla, bağışlarla, çeşitli kuruluşlardan alacağımız yardımlarla bir Kooperatif kurabilirdik. Ayrıca böyle bir işe köylülerimizde sıcak bakardı. Üniversitede okuyan gençlerimize aynı Hanak Derneğinin yaptığı gibi burs verebilirdik. Ramazan'da ve özellikle kışlık erzakların alınması konusunda onlara yardımcı olabilirdik. Ayrıca Köylülerimiz için bir Web Sitesi oluşturarak onların bilgilerini girip daha yakın olabilirdik. Derneğimizin kahvecilikten ziyade sosyal ve kültürel anlamda eğitim alabilecekleri bir alan haline getirebilirdik. Ve o zamanda derneğimize gençlerimiz tarafından ilgi uyandırabilirdi. Kadın Kolları kurup Kadınlarımızı Derneğe karşı duyarlı hale getirebilirdik. Toplantılarımıza baktığımızda gelenler genellikle belirli kesimler oluyor ve gençlerimizde doğal olarak bunu eleştiriyorlar. Özellikle de bana; "Togay Bey buraya geliyoruz, doğru dürüst faaliyetiniz yok, kendi işlerinizden fırsat bulup bizlere yönelik bir şey yapamıyorsunuz" deniyor. Bende tabii ki bunları duyunca ister istemez rahatsızlık duyuyorum. Keşke gençlerimiz için bir şeyler yapabilseydik diye düşünüyorum. Dernekçilik ne yazık ki yazın piknik, kışın gece yapmak değildir. Her zaman şunu savunmuşumdur, Dernek bütün köyü kucaklayacak şekilde olmalıdır, birilerinin peşinden gidip birilerinin reklamını yapmakla dernekçilik olmaz. Bunu özellikle son dönemlerde vurguladığımdan dolayı da bazı kesimler tarafından da tepki ile karşılandım ve "Neden böyle acımasızca eleştiriyorsun" denildi. Gerçi kimsenin şahsını eleştirmedim. Ama ben istedim ki Derneğimizde bütün köylülerimizi kucaklayacak şekilde olmalı, orada herkes söz hakkı alsın, herkesin söz hakkı olsun, yanlışlar varsa eleştirilsin, eksikler varsa da tamamlansın. Eksikler olduğunda ve bu eksikler eleştirildiğinde de hemen olağanüstü kongreye gidilmesin. Ne acıdır ki, bundan bir ay önce toplantı yaptığımızda, yazın gitmiş olduğunuz pikniklerde maddi anlamda savurganlık yapmayıp biraz daha dikkatli harcama yapabilirdiniz denmesi üzerine ki, bu kötü ve yanlış bir eleştiri değil, olabilir eleştirilebilirsiniz. "Biz olağanüstü kongreye gideceğiz, bizi eleştirilenler gelsin bizi eleştirsinler" denildi. Arkadaşlar bu yanlış, hemen olağanüstü kongreye gidilmesinden korkulduğu düşünülmesin de istedik. Sürekli aynı tartışmalar devam etti ve nihayet kongreye gittiler. Şimdi taktir edersiniz ki, olağanüstü kongreye gidilmişse demek ki eski yönetim yıpranmış, yeni yönetim isteniyor, burası rant kavgaların olmadığı bir kurum olduğuna göre kendi kabuğuna çekilirsin. "Arkadaşlar gelin, buyurun yeni arkadaşlar gelsin" denilmeliydi. Ama zaten aynı listeyi çıkarmışsınız, aynı kişilerle beraber ben yönetim olarak tekrar devam edeceğim diye dayatma ile seçime giriyorsunuz, köy yeridir kimse kimsenin kırılmasını istemez ve bildiğiniz gibi köy derneklerinde birbirine bağlı ve akrabalık ilişkileri vardır. Bu bakımdan tablo da değişen bir şey olmadı. Derler ya "aynı tas, aynı hamam" biz her zaman şunu söylüyoruz, yönetim kurulu olarak yorulduk, yeni yönetim gelsin, yeni arkadaşlar gelsin, ben çekildim kenara olsunlar, demeyle de olmaz ki. Yeni oluşacak yönetime seni önerirlerse, (kimsenin önerdiği de yok) "Arkadaşlar artık yeni ve genç arkadaşlara derneğimizi bırakalım, onlarda katkı sunsunlar ve bizde aynen yönetimdeymiş gibi onlara destek olalım" diyenler bakıyorum ki onlara sanki büyük bir yarışa girilmiş gibi yine dernekte görev alıyor, fakat biraz önce saydığım işleri yapamadıktan sonra orada kalmanın anlamı da yok, zorlamanın da anlamı yok. Ama, "Biz bu koltuğu sevdik, biz bu koltukta kalacağız" diyorlarsa alsın hayırlarını görsünler. Bu dönem yönetime kendim girmedim ve girmeyeceğimi de söyledim. Özellikle de listede olmayacağımı da söyledim, hatta o listeye yazsalar dahi girmeyecektim. Bir önceki dönemde baktım ki, çok büyük ısrarlara rağmen ben geçen dönemde kıramadığım insanlar olduğu için yönetimde kaldım. Ama şunu istiyorum ki, yönetimin zevkini tatmak isteyen bir sürü kardeşlerimiz var ve onlara da şans verilsin, ama böyle şans değil. Lütfen biraz daha sağduyulu davransınlar, kimse de kimseden kırılmasın, bunların neticesinde de yönetim kurulu kongresini tamamlayıp kenara çekilsin.

Yeni UMUT: Derneğin bu dönem ki yönetimde neden yer almıyorsunuz?

Zaten 4 dönemdir Avcılar Köyü yönetiminde bulunuyordum, dernek yönetiminde bulunduğum süre içerisinde de derneğe maddi ve manevi katkı sunduğuma inanıyorum. Her zaman da köylülerim tarafından taktir edilmişimdir. Derneğimizin yapmış olduğu faaliyetlerde elimden gelen desteği hiç esirgemedim. Derneğimizin düzenlediği tüm gecelerde sponsor oldum. Hep en önde gelenlerden oldum. Bu son olağanüstü kongreye gidilmesinden büyük rahatsızlık duydum. Biz şu an kongreye gidiyoruz ve elbette kırılacak insanların olacağını ve doğal olarak ileriki süreçte sülalecilik olacağını, burada da birlik ve beraberliğin olmayacağını, bunun yanlış olduğunu söylediysem de sanki büyük bir rant kapsıymış gibi, muhakkak olağanüstü kongreye gidileceğini söylediler. Bende arkadaşlarıma şunu söyledim; Normal şartlarda Haziran ayında kongremiz var ve bende girmeyi düşünmediğimi söylemiştim. Ne hikmetse kongreden bir gün önce bazı arkadaşlarımızla kendi aramızda veda toplantısı yaparak (Gerçi sadece benim için veda toplantısı oldu, çünkü ben sözümün arkasında durdum) bazı arkadaşlarımız sanki timsah gözyaşları döker gibi, "Biz kesinlikle dernek yönetimine girmek istemiyoruz, yorulduk, bıktık, yeni arkadaşlar girsin. Gelecek arkadaşlara dernek yönetimindeymiş gibi destek olacağız" dediler ve arkadaşlara bende teşekkür ettim. "Eğer siz böyle düşünüyorsanız yeni arkadaşlar çıkar, bizde onlara yardımcı oluruz, çıkmasalar dahi bizim önereceğimiz kişiler girsin o yönetimi devam ettirsin, Bizde onlara maddi ve manevi destek verelim" dedim ve benim bu fikrime katıldıklarını, bu derneğin 4-5 kişinin tekelinde olmadığını, yeni arkadaşların yetiştirilmesi gerektiğini söylediler. Fakat kongre sürecinde benim doğru bildiğim şey ise, eğer söylediğiniz bir söz varsa bu sözün sonuna kadar arkasında olmanızdır, yönetim kurulunda görev alınmayacaksa alınmayacaktır. Derneğin kuruluşundan beri kadrolu yöneticiler gibi görev alan arkadaşımız, her kongrede yaptığı ayak oyunu ve köylü kurnazlığı ile kendi yazdığı listeye kendini yönetim listesine monte ederek değişmez görevini sürdürmektedir. Burada asıl önemli olan, dernek kurulduğundan bu yana görev almak değil, derneğe kalıcı iş yapmak, başarılı bir dönem geçirmek ve yaptığı hizmetlerle aranılacak bir kişi olması gerektiği kanısındayım. Yoksa, 50 yılda yönetimde kalsan da ne yazar? Önemli olan üyeler ve köylüler seni isteyerek seçsin. Bir gün önceden "listemiz yok" diyen Başkanımız, ilk konuşmasında önerdiği kişilerle adeta listesini açıklamış oldu. Listede yere alan bazı isimleri duyduktan sonra bu listenin ne kadar tutarsız bir yönetim olduğunu baştan göstermiş oldu. Önceden "kimler girecekse bizler destek vereceğiz" diyen birkaç arkadaşımız kongre olduğunda devam kararı aldılar. Ben bu arada hiç kimseye kızmıyorum, ama eğitimci gözüyle gördüğümüz kişiler bizlere yön verir, bizlerin önüne ışık tutar, konuşmalarında bizleri her zaman aydınlatır, eğitimciyi biz öyle gördük ve öyle biliyoruz. Çünkü, köylerimizde parmakla sayılacak kadar az eğitimcimiz var. Ne yazık ki bizim eğitimcilerimiz kalkıp kongre salonunda "Hodri Meydan" diyorlar, bende o zaman derim ki, orada hodri meydan denilecek pozisyon yok. Hodri meydan diyeceğin senin çok yerler var. Sen git oralara hodri meydan de, burası sadece köy derneğidir. Hazırlanan listenin seçileceği belli, zaten başka liste de yok. İnsanlarda kavga gürültü olmasın diye oy veriyorlar. Artık bu yaşananları bütün köylülerimizin takdirine bıraktım, ama ne yazık ki orada bir sülalecilik oldu. Orada derneğin üstünde bir gücün olduğunu gördük. Sanki bazı arkadaşların "bir dayatma ile yönetime gireceğiz" diye bir düşüncesi vardı. Dernek Yönetiminden üstün kişilerde sanki, "Burada benim de reklamım olsun, benim ismin olsun, benim düşüncem olsun" diye hareket ediyor. Bazı derneklerde başarı panoları olur, ama bizim derneğimizde ise bazı arkadaşlarımızın iş reklâmları asılı duruyor, tabi bunlara üzülüyorum. Umarım bundan sonra bu hataları düzeltirler. Çünkü orası bir köyün derneğidir. Sefaköy'de bir derneğimiz ve 300 tane üyemiz var, ben isterim ki köy derneğimizin seçtiği ve bizi belediyede temsil eden siyasi bir köylümüz olsun, Mahallerde seçtirdiğimiz bir muhtarımız olsun, Belediyede en azından bir meclis üyesi olsun isterdim. Derneğimizde tek kişinin söz alması ve tek kişinin konuşmasıyla dernekçilik yapılmaz ve kesinlikle de doğru olmaz. Ben dernek yönetimine şunu öneririm, yaparlar yada yapmazlar; Hiç kimsenin karşısında eğilip büzülmesinler, alacağı kararı dışarıdan talimatlarla değil kendileri alsınlar, üyelere açık olsunlar, şeffaf olsunlar, eleştirilere açık olsunlar. Eleştiri yapıldı diye hemen olağanüstü kongreye gitmesinler. Her eleştirildiğinde olağanüstü kongreye gidilecekse vay o derneğin haline, bunun için kendilerine göre güzel bir ekip oluşturdular. Biz hiç kimseye kırgın yada küskün değiliz, bir üye olarak üyelik görevim neyse de onu yerine getireceğim. Bundan dört ay önce bir röportajımda, yapmak istediklerimi ve dernekçiliğinde asil görevlerinin neler olduğunu anlatmıştım. En başından beri anlattığım gibi ihtiyaç sahiplilerine yardımcı olunması, kooperatif kurulması gibi hususlarda bunları da gerçekleştirsinler, herkesi kucaklayacak şekilde bir yönetim anlayışı içerisinde olsunlar. Gençlerimize burslar verilsin, şu anda duyduğuma göre bu seçilen yeni yönetim benim dört ay önce söylediğimi projeleri hayata geçirmek için bir yoğun çalışma içerisine girmişler. Geçte olsa bu davranışları beni sevindirdi. Umarım başarılı olurlar. Çünkü bu köy bizim köyümüz, bu dernek bizim derneğimizdir. Orası hiçbir ailenin tekelinde değil, zaten öyle yaparlarsa, sürekli o anlayışla giderlerse, ancak 3-5 kişi kalır, diğerleri ise, "bize bir şey denilmesin, çoluk çocuğuma da dokunulmasın" zihniyetiyle gider ve bu da dernek için kötü olur. Bu dernek çok zor şartlarda kuruldu ve bende o dönemlerde görev aldım. Derneğimizi bodrumlardan çıkarttık ve çalmadık kapı bırakmadık. Derneğimiz tam bir dernekçilik anlayışına geldiği anda da birilerinin tekeline girip yönlendirilmesi beni de üzmüştür. Dernek kendi inisiyatifiyle görevine devam ederse bizde onları alkışlarız, çünkü bu dernek bizim derneğimizdir.

Yeni UMUT: Köyünüze bir hayır işi olduğunu duyduk bu konuda bilgi verir misiniz?

Hayır işinden ziyade köye asıl gidiş nedeninden bahsedeyim. Dernek olarak köye bir festival yapalım diye gittik. Burada bazı eksiklerimiz, oldu hava muhalefeti yüzünden bazı istediklerimizi de yapamadık. Biz festivali planlayarak gittik fakat yağmur yüzünden yarım kaldı. Bunun yerine iyi bir piknik yaptık. Tabii şunu da söylemeden edemeyeceğim, ben bundan iki sene önce de gittiğimde köylülerimizin talepleri vardı. Köyümüzün ihtiyaçlarından biri olan morg istediklerini söylediler. Nedeni ise, artık gençlerimizde, çocuklarımızda ne yazık ki İstanbul'da yada başka iller de yaşıyorlar ve buradan da oldukça uzak oldukları için bizim bir cenazemiz olduğunda gelmeleri zaman alıyor. Bu yüzden bir morgumuz olsa en azından dışarıda olan yakınlarımızın gelmesini bekleyebiliriz. Bende köyümü sevdiğim için bir şeyler yapmak istediğimi söylediğimde köye yapabileceğim en büyük hayrın bu olduğunu söylemeleri üzerine orada yerini hazırlattım ve köye gittiğimde de bunu yaptım ve morg'u kullanılacak vaziyete getirdim. Rakam olarak söylemek belki de doğru olmaz ama, madem sordunuz açıklayayım; 15 milyara mal oldu ama ben de her zaman şunu söylüyorum, köyüm için elimden geleni yapacağım. Gerçi orada da fazla kalamadığım içinde ihtiyaçları konusunda da fazla bir bilgim olmadı. Köy imam evinin yapılmasına maddi destek sağladım. Ben buradan da köylülerime sesleniyorum; Benim yapabileceğim ne varsa Togay Çoban olarak her zamanda emirlerindeyim. Köyüme de her zaman desteğim olacaktır. "Gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür" felsefesiyle hareket edeceğim. Yaptığım bir hayır işiydi, bundan sonra da elimden gelen maddi ve manevi desteği sağlayacağım. Bu bir hayır işiydi ve sadece bununla kalmayıp devam edecektir. Köyümün bana gösterdiği manevi desteğe de teşekkür ederim.

Yeni UMUT: İlçeniz Hanak'la ilgili siyasi ve ekonomik düşünceleriniz nelerdir?

Hanak'ın İstanbul ve Büyükşehirlere göre çok değişik bir yapısı var. Aslında bu yaz Hanak'a gittiğimde üzüldüğümü söylemek isterim. Hanak gerçekten ekonomik anlamda zayıf bir konumda. Burada şunu belirtmek istiyorum ki, Belediye Başkanını yakından tanıdığım için kendisiyle sohbet etme fırsatı buldum. Başkan bana, "Hanak'ın geliri belli bir düzeyde, gideri de buna karşılık daha fazla. Çünkü burada yaklaşık 50 kişi istihdam ediyorum ve bu da yaklaşık 300-500 kişinin ekmek kapısı anlamına geliyor. Gelirleri ise, kum ocağı ve İller Bankasından gelen para olduğu, ancak bununla Belediye'nin ihtiyaçlarını giderebildiğini ve imkânlarının çok kısıtlı olduğunu, gerekli desteği göremediğini" söyledi. Bir şeyler yapabilme hevesinin olduğunu ve şu anda bir beton santrali ve kum ocağı kurduğunu, 2007'den itibaren de bunun halkın hizmetine gireceğini ve Hanak'a hizmet anlamında katkı sağlayacağını söyledi. Orada bulunduğum süre içinde Başkanla görüşmemde bana; "Togay Bey bir daha Hanak'a geldiğinde Hanak'ı tanınmayacak bir şekilde göreceksin, bu sadece Hanak için değil bize katılan diğer mahallelere ve köylere de aynı hizmeti götüreceğiz. Ben bu zamana kadar hep yatırım yaptım. Kum Ocağı ile Beton santralinin ne işi var diye eleştiriyorlardı. Ama yatırım olmadan bir şey yapamazsınız, çünkü gücün belli ve herkeste görecek ki Hanak'a bir şeyler yaptığımı hissedecekler" dedi. Bunların dışında siyasi anlamda üzüldüğüm konular, orası İstanbul gibi değil, kazanan orada görevini yapmak istiyor. Seçilen başkan 3 dönemdir kazanıyor, bu durumda kaybeden ise tebrik ettikten sonra temiz siyaset yapıp, başkanın eleştirileceği yönünü siyaset kuralları çerçevesinde eleştirerek yol göstermesi gerekiyor. Nerde hata yaptım nerde yanlış yaptım halkın beni tercih etmemesinin nedenleri araştırması gerekir ona göre temiz siyaset yaparak bir daha ki seçimlere hazırlanması gerektiğine inanıyorum. Oysa ki, benim gördüğüm ve duyduğum kadarıyla iyi işler de yapılsa, başarılı işler de yapılsa hep eleştiriliyor ve şikayet ediliyor. Bu çok çirkin bir davranış. Böyle çirkin siyasetle hiç kimse Hanak'a faydalı olamaz. Elbette sizlerde çok iyi bilirsiniz ki, orası küçük bir yer, herkes birbirini tanıyor, herkes birbiri ile ne yaptığını ne ettiğini biliyor. Halkta ona göre sandıkta bunun cevabını veriyor. Biz hiç kimsenin ne arkasındayız ne önündeyiz, ama biz hizmet yapanın her zaman yanındayız. Eğer halk o kişileri o koltuğa layık görmüşse buna da saygı duymak gerekir. Biz orada Hanak'ın gelişmesini istiyoruz, orada bir şeyler yapılsın istiyoruz, eğer orada bir yanlışlık varsa yazılı olarak Belediye'ye sunulur, şu eksiğiniz var, şunları yaparsanız daha iyi olur diye. O zaman halk o kişilere elbette ilgi duyar. İnanıyorum ki, bunlar bundan sonra daha temiz bir siyaset anlayışı içerisinde olurlar.

Yeni UMUT: Hanak dışında yaşayan İşadamlarına yatırım konusunda neler önerirsiniz?

Ben Hanak'a gittiğimde iş konusunda gerçekten ciddi sıkıntılar olduğunu gördüm. Zaten gençlerimizin çoğu memleketten göçmüş, kalan kısmı ise de kahve köşelerinde, sağda, solda boş oturup zaman geçiriyorlar. Kendilerine ne yaptıklarını sorduğumuzda, "Ne yapalım, sabah kalkıyoruz evin ihtiyaçlarını karşılayıp hayvanların bakımını yapıyoruz. Akşam saat 5-6 kadar kahvedeyiz. İş imkanı yok, hiçbir iş yapamıyoruz" dediler. İşi olan işadamlarımızın belli konularda buraya yatırım yapmaları gerekiyor, ama ne yazık ki bizim iş adamlarımız yatırımlarını genellikle İstanbul'a yapılıyor. Burada iş istihdamını sağlıyorlar. Her fırsatta Hanak'ı ve köyümüzü seviyoruz diyen işadamlarımız Hanak'a bir çivi dahi çakmıyorlar. Ne acıdır ki, Hanak Yönetimde bulunduğum dönemde ve bir dernek gecemizde bizim iş adamlarımız kalkıp Hanak'a yatırım yapacağını, Hanak'ta bir kız öğrenci yurdu açacağını söyleyenler şimdi ortalarda yoklar. Mazeretleri de, Hanak'ta yer bulamıyorlarmış. Oysa ki Hanak'ın her tarafı bomboş. İş adamlarımız Dernek gecelerinde boy göstereceğine, plaketler için kalkıp boş vaatler vereceğine, dernekte milleti kendilerini dinlettireceklerine, reklam peşinde olacaklarına, gitsinler Hanak'a söz verdikleri gibi doğru dürüst bir yatırım yapsınlar, Hanaklılarda onları alkışlasın. Gerçekten Hanak'ın onlara ihtiyacı var. Ben 1986 yılında Hanak'tan ayrıldım ve her gittiğimde bakıyorum ki aynı tablo, değişen bir şey yok. Ama bizim iş adamlarımız İstanbul'da değişik iş sahaları açmışlar, işlerini yürütüyorlar. Fakat sadece yaz aylarında, (O da akıllarına gelirse) piknik yapmak için 1 hafta 10 gün kalıp orada boy gösterip İstanbul'a geliyorlar. Bu memleket bizim, Hanak bizim, Ardahan bizim, Göle bizim, Posof bizim, Damal'da bizim gerçekten de orada iş imkanı yaratılacak yerler var ve iş sahaları oluşturulabilir. Devletinde bu konularda yardımları var. Valilikten, Kaymakamlıktan, Belediyeden bu konuda destek alınabilir. Ardahan Valisini ziyaret ettiğimizde, "Keşke bu konuda iş yapabilecek kararlı işadamlarımız olsa da biz onlara elimizden gelen yardımı yapsak" demişti. Umarım, bundan sonra Hanak'ımıza iş istihdamı altında yatırım yaparlar, bir nebze de olsa işsiz insanlarımıza katkı sunarlar ve bizlerde onları her zaman alkışlarız.

Yeni UMUT: Son olarak köylülerinize ve Hanak'lılara söyleyecekleriniz nelerdir?

Ben son olarak köylülerimize şunu söyleyebilirim; Her ne olursa olsun hiç kimsenin dolduruşuna gelmeden, hiç kimsenin peşinden koşmadan, akıllarından geçecek önerileri varsa, söyleyecekleri olumlu yada olumsuz eleştiriler varsa çekinmeden derneğe gidip toplantılarda söylesinler, derneğe sahip çıksınlar. Akşamları gezmeye gittikleri zamanı derneğe gitmeye tercih etsinler çünkü o dernek gerçekten zor şartlar altında bu duruma gelmiştir. Orada birileri şunu demiştir, bunu demiştir sözlerine aldırmadan derneğimize sahip çıksınlar. Gerçekten köylü olarak birbirimizi seven, sayan düzgün bir topluluğuz. Bunu yıllardan beri gösterişmişiz ve yine de göstereceğiz. Sadece 2-3 kişinin bazı tutarsız davranışlarından dolayı derneğe karşı soğumasınlar, üyeler görevlerini yerine getirsinler. Eğer olumlu işler yapılacaksa da ellerini taşın altına değil gövdelerini taşın altına koysunlar. Çünkü bu derneğimiz ileriye doğru hızla büyüyecektir. Buna ben yürekten inanıyorum. Eğer üyelerimiz bu derneğe sahip çıkacaklarsa daha da iyi olacaktır. Derneğimizi iyi bir konuma getirdik, bu dönemlerde atlatılacaktır. Ne zaman bir sorumluluk verilirse ben elimden geleni yaparım. Bundan sonraki çalışmalarında hem Hanak Derneği'ne hem de Köy Derneğimize başarılar diliyorum. Çünkü, derneğimizi ve köylülerimizi çok seviyorum.

YENİ UMUT GAZETESİ

Bu haber toplam 862 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim