• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Çifte Standart

26.02.2014 18:54
Soru - Cevap / Uzman

Soru - Cevap / Uzman

Sayın Ahmet Türk’ün bu kadar sevildiğini biliyor muydunuz?

Polis teşkilatı neden bu kadar acımasız tenkit ediliyor?

Son günlerde Türkiye’nin gündemine oturan ve kamuya mâl olan birkaç olayı siz okuyucularım ile paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi Van’da partisinin il kongresine giden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yumurtalı protesto yaptılar.

Samsun’da görülmekte olan bir mahkemeyi takipten çıkan, BDP’li ve eski DTP’li (Yasaklı) Ahmet Türk basın önünde demeç verirken yumruklu saldırıya uğrayarak burun kemiği kırıldı.

Enerji Bakanı Taner Yıldız memleketi Kayseri’de yüzbaşı şehidimizin cenaze merasimine katılıp ayrılırken yumruklu saldırıya maruz kaldı ve burun kemiği kırıldı.

Çankırı belediye başkanı İrfan Dinç Çankırı eşraflarından biri tarafından darp edildi. 

Bu olayları tek tek tahlil edebiliriz. Herkes kendine göre yorumlar yapılabilir. Tüm bu olayları hiçbir Türk vatandaşı tasvip etmemiştir. Bende aynı şekilde tasvip etmiyor ve kınıyorum. 

Nedenleri ne olursa olsun Türk Milleti bu gibi olaylardan endişe duyuyor. Çünkü Milletin fertleri bu olaylardan ötürü endişeye kapılıyor. Acaba ne olacak diye kendi kendilerine sorular soruyorlar. Akıllarında acabalar sıralanıyor. Düşünceleri derinleşiyor. 

Yukarıdaki bahsettiğim olaylarda; ne Enerji Bakanı Taner Yıldız, ne CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ne Çankırı belediye başkanı İrfan Dinç.Yapılan geçmiş olsunlar kamuoyunda çok yankı bulmadı. Halbuki yasaklı Ahmet Türk’e kimler geçmiş olsun demedi ki!

Sayın Reisi Cumhurumuz Abdullah Gül

Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan

Sayın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal

Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli

Sayın, sayın….

Sivil toplum örgütü başkanları, sağcısı, solcusu, liberali, kapitalisti, koministi hepsi geçmiş olsun dileklerini ilettiler ve olayı kınadılar. Doğrusuda bu idi. 

Hatta kamuoyunun dikkatini üzerine çeken,  Ülkücü harekatın ileri gelenlerinden; o harekat içinde temayüz etmiş bir şahsiyet olan Musa Serdar Çelebi, Ahmet Türk ün evine giderek geçmiş olsun dileklerini iletti ve olayı kınadı.  Geçmiş olsun diyen ve kınayanlar oldukça çok idi. 

Yukarıda belirttiğim gibi CHP Genel Başkanı ve Enerji Bakanı ile daha çok ilgilenilmesi geçmiş olsun ve kınamaların daha derinden olması gerekirken; Ahmet Türk’e teveccüh daha çok oldu. 

Demek ki sebep ne olursa olsun Demokrasiyi zedeleyecek bir olayda yasaklı olmasına rağmen herkes Ahmet Türk’ün yanında yer aldı. Ona ilgi çoktu. Bunu da Türk toplumunun mağdurun yanında yer alması ve Ahmet Türk’ü sevdiği işareti olarak görüyorum.

Demokrasiyi sekteye uğratacak, insanları bir takım kötü düşünceye sevk edecek, fertlerin birbirine düşmesine neden olacak eylemler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün unsurlarını yaralar ve olumsuz etkiler. 

Ahmet Türk,  Kürt vatandaşlarımızın ve dünyanın diğer ülkeleri vatandaşı olan Kürtleri mutlu ferah içinde yaşamalarını istiyorsa, istediğine eminim. Tarih boyunca Türklerle, Kürtlerin birlikte yaşadığı, etle tırnak gibi olduklarını bilen kişilerden olduğumu zannediyorum bu halkların mutluluğu. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin fertlerinin birlik içinde, mutlu ve demokrasiye inanarak birlikte yaşaması güçlü olmasından geçer. Ülkemizdeki bu güvenli durum diğer ülkelerde yaşayan Kürt’lerin de refah içinde yaşamalarını temin eder. Bunun için Ahmet Türk eğer bu konumunu iyi tahlil eder görevini müspet yaparsa, Türklerin ve Kürtlerin kalbinde sevgi ile yer tutar, tarihe mal olur aksi takdirde unutulur gider 

Tarihte Türk milletine önderlik yapmış birçok Kürt devlet adamı ve ulu kişiler vardı. Türk milleti, denince Türk’ü Kürt’ü Lazı, Çerkezi, Abazası... Bu topluluklara, dünya milleti Türk milleti gözü ile bakıyorlar. Bu halktan birinin canı yansa, diğerlerinin de canı yanmaktadır. Bu birlikte yaşamamızı, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu şöyle tasfir ediyordu: (Biz bir kilimin desenleri gibiyiz.)

Bu olayların olduğu günlerde sanki Ahmet Türk’ün burnuna vurulan yumruğun karşılığı intibasını veren Samsun’un Ladik kazasında 2 Türk polisi şehit edildi, PKK bunu üslendi. Mardin’in Kızıltepe kazasında halkın güvenliği için devriye gezen polis ekibi PKKlı hainlerce tarandı. Bir Türk polisi daha şehit edildi.

Şehit Polis Gaziantep’te defnedilirken babasının feryadı tüm kamuoyunu derinden etkiledi, ben bir Kürdüm,”oğlum şehit oldu, vatana feda olsun. Allah, PKK ve terörü mahvetsin” diye feryat eden Kürt babanın feryadına Ahmet Türk olarak kulak vermeniz gerekmektedir, beklide verdiniz.

Halk duymadı. Duysa çok mutlu olurdular 

Sizi darp edilirken polisin ihmali beklide kasıtlı olduğunu dile getirdiniz bunu duyan olayı, öğrenen yetkililer hemen harekete geçti ( ister ihmal, ister başka bir şey!) olsun. İlgili görünen polis müdürleri ve polis memurları gerekli tahkikat için açığa âlindi. Tahkikat için müfettiş görevlendirildi. Diğer olaylarda ise açığa alınma olmadı. Bu da size daha çok değer verildiğini gösterir.

Sizin olayınızın üzerinden zaman geçtikten sonra verdiğiniz demeçler olumlu idi bunu Türk hakli çok olumlu buldu.

Samsun da şehit edilen 2 polis ve diğer terör sucu işleyip şehit edilen ve mağdur olanlara, mağdurlarına geçmiş olsun dileklerinizi bu suçu işleyen PKK dâhil tüm terör örgütlerini kınamanız gerekmektedir. O zaman bu millet kalbinde taht kurar ve ülke insanlarının mutlu, huzur içinde yaşamasına vesile olursunuz. Belki de kınadınız...

Güvenliğimiz için canla başla çalışan polis teşkilatı çok yıpratılmakta, bazı hatalı ve suç işleyen polisler yüzünden tüm polis teşkilatı suçlanmakta. Halbuki polis teşkilatı en çok disiplin uygulayan, disiplin kurullarını çalıştırarak suç işleyen polislere cezasını veren ve meslekten en çok ihraç edilen bir teşkilattır. Buna rağmen polisler canla başla ülke günenliği ve huzuru için çalışan bu uğurda şehit olan teşkilattır. Haksız suçlamalardan çok incinmektedirler, yetkililer ve kamuya mal olmuşlar tenkitlerini ve uygulamalarını daha dikkatli yapmalılar. Şuan yazımı yazarken başarılı bir emniyet müdürü olan Kayseri emniyet müdürü arkadaşımız da görevinden alınmış.

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunda ve ilk yıllarında yaşayan İslam alimi ve mütefekkiri Kürtlere seslenerek bin yıllık İslami’n bayraktarlığını yapmış Türk milletine karşı gelmeyin birlikte olun, Türklere de, bin yıllık bayraktarlığı devam ettirebilmeniz adaletli ve birlikte olmanıza bağlıdır diye öğüt vermiştir.  Bu ulu kişiyi Türkü, Kürdü Çerkezi Lazı Arabı tüm dünya sevmekte ve nasihanını dinlemektedir. Haçlı Seferlerine karşı; Türk milletinin başında savaşan Selahattin Eyyubi gibi hukümdar ve komutanların da Kürt olduğunu belleyip, algılayıp bunu günümüze uyarlayıp ve bundan dersler alınmalıdır.

Yoksa çifte standart devam eder gider. 

Aynen 24 Nisan 2010 yılında Türk aydını olduğunu söyleyip 1915 yılında Ermeniler, kıyıma uğradı diyeceklerine, 1915 de mazlum şekilde katledilen Türk, Kürt, Çerkez, Arap vs. olduğu gibi Ermenilerde vardı. Çünkü en az Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler kadar Türk, Kürt, Çerkez, Arap unsurlarda vahşice katledildi. Tarihi inceleyen herkes bunu gördü. 1915 olaylarında ölen ve mağdur olanlar için yas tutulsun deselerdi Türk aydınıyız diyenlere yakışırdı. 

Ama yaptıkları bu açıklamaları aklı selim Ermeniler bile kabul etmiyor.

Saygılarımla

UMUD DEDE

Bu yazı toplam 659 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim