• BIST 108.164
  • Altın 151,464
  • Dolar 3,6587
  • Euro 4,3309
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İzmir : 27 °C

Çarşı'nın Kafası Karıştı

29.09.2013 11:19
Çarşı'nın Kafası Karıştı
"Olaylı" Beşiktaş - Galatasaray maçı hakkında yazmayacak insan yoktur. Henüz yazmamış insan vardır. Râbb bizi yazmışlardan eylesin.

İki seçenekli senaryo paketlerine meftun olanlardan değiliz çok şükür. Dolayısıyla ne 1453’den, ne de çArşı’nın şımarıklığından bahsedeceğim. Benim kafamı beynime dar eden mesele daha başka. Aslında netâmeli bir kavrayışım var bu konuyla ilgili. Yani söyleyeceğim şeyleri açık-seçik ve temellendirilmiş biçimde savunmuyorum. “Kafamda deli sorular” kıvamındayım daha çok. Bilindiği üzere 90+2. dakikada sahaya fırlayan ve ellerinde plastik sandalye, reklam panosu parçaları ve türlü-çeşit acıtıcı malzemelerle ÖGB’yi ve polisi kovalayan yaklaşık bir 100-150 kişilik taraftar grubu var konuların merkezinde. Ana akım, yandaş ve liberal medyanın meseleyi ele alış biçimlerine baktığımızda ya “gezieylemlerinedestekverençArşıyaprovokasyon” ya da “milletiniradesinesaygıgöstermeyençapulcular” ekseninde yorumlar okuyoruz, duyuyoruz sadece.

Dikkatimi çeken nokta, ideolojik olarak zıt kutuplarda yer alan bu iki değerlendirmenin aynı öncülü paylaşıyor olmaları: “Taraftarın sahaya dalıp maçı sabote etmeleri yanlıştır, kötüdür.” 

Aynısını Gezi Direnişi’nde de yaşamıştık, özellikle İstanbul’da. Kitleler, kendilerini gaza, plastik mermiye ve copa boğan polisin o demir yığını savaş makinelerine, silahlarına, kasklarına ve kalkanlarına bir taş değdirmeyi bile meşru görmüyorlardı. Yüz binlerce dolara mâlolan gaz fişeklerine ve memur mesailerine tepki göstermek yerine sökülen bir saksının ya da bankın, kırılan bir camın velvelesini yapıyorlardı. O kadar ki, yine benzer bir şekilde bu eylemleri gerçekleştirenleri provokatör ilan ediyorlardı. Hayır, karşı-şiddete taktik bir açıdan karşı çıkmıyorlardı asla. Bu ilkesel bir karşı çıkıştı hep. Devlet şiddetine elbette karşılardı ancak ceberrut onları tarih boyunca öylesine korkutmuştu ki, şiddeti kategorik olarak reddedecek bir duruma gelmişlerdi. Taş atma eylemi kazandırıp-kaybettirecek olan bir şey değil, sadece ve basitçe “yanlıştı”.  

Yalın bir soru: peki, neden yanlış?

Futbolculara, hakemlere, yayıncı kuruluşa ya da soyunma odalarına değil, polise ve ÖGB’ye yönelmiş bir öfke patlamasını yanlış kılan şey nedir tam olarak? Bu insanlar neden güvenlik güçlerini kovalamakta, hacamat etmeye çalışmaktadır? Gezi’nin ruhu bu kadar diri iken birinin de kalkıp “bu, devlete ve güvenlik güçlerine karşı birikmiş öfkenin bir yansımasıdır. Bu öfkeyi devlet şiddeti üretmiştir” demek neden aykırı bir yorum olarak gözükmek zorunda? Vandal olan elindeki plastik sandalyeyi polisin kafasına çalan eylemci midir, yoksa tüm tarihselliği ve “meşru” şiddeti ile devlet midir? Kuzu makatına estetik bir görünüm vermek için kullanılan karanfilin siyasi mücadele nesnesi haline gelmesinin arkasında nasıl bir toplumsal bilinç/altı/üstü var?

Acıdır ki ortada hâlâ bir meşruiyet sorunu var. Devlet güçlerine karşı direnmek ve saldırmak hala kabullenilemez bir eylem olarak görülüyor. Burjuva hukuk anlayışı bedenlere, zihinlere o kadar işlemiş ki, yaşamsallığın gücünü hukuktan değil, hukukun gücünü yaşamsallıktan aldığı gerçeği akla gelmiyor bir türlü. Geldiği an da umacı addedilip kovalanıyor. Ya da herkes her şeyin domuz gibi farkında ancak ortada ciddi bir göt korkusu ve kaybedilecek çok şey var ki koca muhalif ruh, devlet aklının ve söyleminin güdümüne teslim edilmiş durumda.

Belki de gerçekten 1453 müdür, ne haltsa o grubun maşa olarak kullanıldığı bir tertip vardır ortada. Belki de, olmaz ya, tek çArşı mensubu bile fırlamamıştır sahaya. Ancak konu hakikatin ortaya çıkması ile değil, ceberruta karşı aldığımız tavır ve söylem ile ilgili bir konu. “Vallah ben yapmadım agam” dediğiniz zaman fark etmeden (!) otoritenin gücünü onaylamış olursunuz - sorun burada…

Bu söylediklerim ortodoks-devrimci bir perspektife hapsedilip, sivil toplum alanını (Gramsci’ci anlamda) yeteri kadar iyi okuyamadığım, dolayısıyla burjuva meşruiyet kavramını taktik açıdan ciddiye alanlara haksızlık ettiğim söylenebilir. Karşı çıktığım şeylerden biri de bu aslında. Gezi’den önce olsa, devlet şiddeti ile mücadele yöntemleri ve meşru şiddet üzerine belki de böyle açık ve net konuşmaz, sorularımı bu kadar açık sormazdım. Ancak ülkenin batısının da devlet şiddeti ile böylesine kitlesel bir biçimde tanışmış olduğu bu zamanlarda sivil toplum alanının bu konuları konuşmaya bizatihi uygun hale geldiğini düşünüyorum.  

O zaman daha açık soralım; sosyalist devrimci bir örgüt pratiği olmasa da, yine de çArşı gibi anarşist nitelikli olduğu söylenen bir oluşumun bile bu eylemi gayrımeşru kabul edip, adeta kangren olmuş kolunu kesip atarcasına eylemcileri afaroz etmesinin ardında hangi gerçek var acaba? Burjuva hukuk anlayışına saplanıp kalmış bir meşruiyet sanrısı mı, yoksa “bağzı” şeyleri kaybetme korkusu mu? Belki de “çokluk” diye kutsadığımız şeyin içerisinde olan ancak henüz sorgulamadığımız güç ilişkilerini konuşmanın zamanı gelmiştir?

Bu haber toplam 698 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Arkasspor Türkiye Kupası finalinin ilk maçını kaybetti16 Ağustos 2014 Cumartesi 11:39
  • Hatayspor ile Mersin İdman Yurdu beraberliği06 Ağustos 2014 Çarşamba 21:14
  • Erkan Koyuncu sonsuzluğa uğurlandı03 Ağustos 2014 Pazar 20:07
  • Erkan Zengin İstanbul gecelerinde23 Temmuz 2014 Çarşamba 16:05
  • Başkandan sürpriz prim23 Temmuz 2014 Çarşamba 13:33
  • Osmaniyespor dağıldı: 1-523 Temmuz 2014 Çarşamba 12:09
  • Balıkesirspor, Galatasaraylı Sercan Yıldırım ile anlaştı22 Temmuz 2014 Salı 13:01
  • ''Başarısızsam gelsin biri yapsın''21 Temmuz 2014 Pazartesi 21:02
  • Az seyirci, bol heyecan21 Temmuz 2014 Pazartesi 14:45
  • NBA şampiyonluğu hayaliydi21 Temmuz 2014 Pazartesi 12:47
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim