türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 96.508
  • Altın 242,292
  • Dolar 6,2587
  • Euro 7,3325
  • İstanbul : 26 °C
  • Ankara : 24 °C
  • İzmir : 30 °C

Çanakkale Mahşeri’ne dair Cazim Bey’e cevap

03.02.2014 17:28
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Eskişehir’den M. Ali Kalkan, geçen gün, bu köşede yayınladığım Câzim Gürbüz Beyin yazdıklarına karşı bir e-posta gönderdi. 

“Arslan Bey,
21 Ağustos 2004 tarihli Yeniçağ gazetesindeki köşenizde Câzım Gürbüz Bey’in Mehmet Niyazi ÖZDEMİR Ağabey ve Çanakkale Mahşeri kitabı hakkında yazdığı mektubu üzüntüyle okudum. Câzım Bey’in yazdıkları en hafif tabiriyle ayıptır. Yaşım 46, inşaat mühendisiyim. Galip Erdem, A. Nihat Asya, Y. Bülent Bâkiler, Abdurrahim Karakoç, M. Necati Sepetçioğlu, Dilaver Cebeci, Necmettin Hacıeminoğlu, Erol Güngör, Nevzat Kösoğlu gibi Mehmet Niyazi Ağabey’in bir neslin üzerinde hakkı vardır. Bir neslin yıldızlarıdır. Bu güzel insanları küçültmeye çalışmak ancak aleyhlerinde olanları zavallılaştırır. Merhum Ebulfeyz Elçibey ‘Bazen önünü bulutlar kapatsa da kutup yıldızının orada olduğunu biliriz.’ diyor. Bize yön gösteren, minnet borçlu olduğumuz insanların önüne kara bulut olanların ömrü sadece bir rüzgârlıktır. Ama yıldızlar oradadır.

Câzım Bey sanki meziyetmiş gibi: “Varolmak Kavgası’ndan başlayarak hatta çok kimsenin bilmediği Çağımızın Âşıkları’nı bile okumuş bir insanım” diyor. Benim ortaokula ve liseye giden çocuklarım bu kitaplar dahil diğerlerini de okudular. Bu marifet midir Allah aşkına? 
‘Romanda birbirinin kopyası sahneler, gereksiz tekrarlar var.’ diyor. O zaman Câzım Bey oturacak yazacak. Meyve veren ağacı taşlamak kolay. “Bu kitabın zerre kadar değeri varsa” bu kitap sadece Eskişehir’de benim bildiğim kadarıyla iki bin civarında sattı, hâlen de satıyor. Romandan sadece Câzım Bey mi anlıyor? “4.sınıf roman” tabiri ise bir başka ayıp. Diğer sınıflarda kimler ve hangi kitaplar var sayesinde açıklasa da öğrensek.
Ben tarihçi değilim ama Kurtuluş Savaşındaki görev alanların tamamı Çanakkale’de savaşmışlardır. Kâzım Karabekir, Albay rütbesiyle Fevzi Çakmak, Binbaşı rütbesiyle İsmet İnönü oradadır. Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşlarındaki rütbesi Yarbay’dır. 

Çanakkale’de kaç binbaşı, kaç yarbay, kaç albay, kaç general vardır, bilenlerden öğrenmek lâzım. Câzım bey askerliğini yaptığına göre rütbeleri ve görev alanlarını bilecek durumdadır. Ama bu durum Mustafa Kemâl’in Çanakkale’deki rütbesi ve görevi elbette Kurtuluş Savaşı’ndaki büyüklüğünü gölgelemez. Atatürk’ün büyüklüğü, görevi Kurtuluş Savaşı’nda bellidir. Ama o dönemde Yarbay rütbesindeki Mustafa Kemal’i Çanakkale Savaşı komutanı göstermek akılla, gerçekle bağdaşmaz.

“Bakınız Beyefendi, hayatında Minyeli Abdullah’tan başka roman okumayan nurcu takımı için, Mehmet Niyazi’nin sözünü ettiğimiz bu romanı büyük bir eser görünebilir”. Ben hayatımda şucu, bucu, nurcu olmadım. Hatta bu yıl çocuğumu ücretsiz okullarına almak istediklerinde de Ecevit gibi bir insanı neredeyse velî gösterip teşekkür ilânları verenlerle işim olmadığını belirterek teşekkür ettim. Sıfat olarak Türk Milliyetçisiyim. Bana göre bu kitap büyük bir eserdir. Ve her Türk’ün tekrar tekrar okuması gerekir. Bildiğim kadarıyla kitapta geçen şahısların tamamı gerçektir. Bizim, İngiltere’nin, Almanya’nın askerî kaynaklarından ve yedi yüz elli civarındaki hatırattan faydalanarak altı yıl boyunca da Çanakkale Savaşları’nın olduğu bölge Mehmet Niyazi Ağabey tarafından adım adım gezilerek yazılmıştır. Ayrıca M. Niyazi Ağabey haftanın bir günü gazetede köşe yazısı yazmasına rağmen bu kitabından ve diğerlerinden bir satırla bile bahsedilmemiştir, tanıtılmamıştır.
Yine takip ettiğim kadarıyla M. Niyazi Ağabey hepimizin hicranı, bilmediğimiz Yemen’i yazmaktadır. Haftanın tamamını kütüphanelere, konferanslara, yazı yazmaya ayıran, gençliğinden beri Türk Milliyetçiliği fikrinin tavizsiz savunucusu olan bir kişiye söylenen bu lâflar ayıptır, günahtır.

Naçizane tavsiyem “Çok kimsenin bilmediği Çağımızın Âşıkları romanını bile okumuş bir insan” olan çok bilmiş Câzım Beyin bir hafta M. Niyazi Özdemir’le sabahtan akşama kadar gezmesidir. Hâlâ aynı fikirdeyse söyleyecek bir şey yok ...
M. Ali KALKAN

***

Mektup hakkında bir yorum yapmayacağım. Yorum içinde. Okuyucunun “Ne imiş?” dememesi için bir iki meseleye açıklık getireceğim. Mehmet Niyazi Bey “Çağımızın Âşıkları” kitabını 1977’de yayımladı. Sonra üzeninde yeniden çalışarak 1992’de “İki Dünya Arasında” adıyla çıkardı. Mehmet Niyazi Bey haftada bir Zaman gazetesinde köşe yazıyor.

Kanal D’nin yorumlu haberine MHP yönetiminin bir sözü olmalı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Genelkurmay karargâhındaki madalya töreninde konuştu. 

Akşam haberlerinde “Kanal D”, Özkök’ün konuşmasını Özkök’ten MHP’ye cevap başlığıyla verdi. 

Mektup meselesini biliyorsunuz... 5 bin dolayında insana ve bu arada 313 generale de gönderilen MHP Genel Başkanının imzasını taşıyan 17 sayfalık kitapçığı birbuçuk ay sonra askerî şûranın toplandığı bir sıra manşete taşıyan “Hürriyet” gazetesi MHP’nin askerin hükûmete müdahalesini istediğini iddia etmişti.

Askerin müdahalesini istemek ve MHP felsefesi... 

Yan yana gelmesi imkânsız iki kavram.
Ama Hürriyet’in her hâdiseye “şarap” kıvamında bakan genel yayın müdürü o gün uyandığında şarap şişesini “haki” görünce, olmayanı olmuş gösterip MHP’nin kitapçığını manşete çekmiş, hızını alamamış, birkaç gün sonra iade edilmediğini bile bile generallerin mektubu iade ettiğini bile yazmıştı. 
“Kanal D” işte bu yaygaradan hareketle Özkök’ün konuşmasını belki Özkök’ün aklından hiç geçmeyecek şekilde yorumlu verdi. 

Şaşırdım. Özkök’ün konuşmasını dinliyorum, “Kanal D”nin yorumuna bakıyorum, birbiriyle bağlantı yok. Hedef MHP... Haberi yazan kim ise midesinde MHP ağrısı var. Bir yerden vuracak. Generallerin MHP yönetimine mektupları iade etmediği açıklandığı hâlde, haberde iade edildi, deniyor.

Nitekim sonra aynı haberi NTV’de dinledim. Haber normal seyrinde verildi ve hiçbir yorum katılmadı.

Gazetecilikte esas olan habere yorum katmamaktır. Yorumcu ayrı... Haberin ardından birini konuşturursun, o kendisine göre bildiğini söyler.

“Kanal D”nin haberi mahkemeliktir. RTÜK’lüktür. Tekzip gönderilmelidir. Şimdiye kadar müdahale edilmediği için isteyen istediği gibi konuşuyor, yazıyor, çiziyor.

MHP yönetimi, her zaman yapılan şey, deyip geçiştirmemelidir. Bir iki doğruyu gösterme, hizaya getirme örneği başkalarını da etkileyecektir.

***

Hilmi Özkök’ün konuşması ayrı bir mesele...

Generaller, biz harbi biliriz, konuşmayı değil, diyemezler. Asker savaşa nasıl motive edilir? Savaş tekniği ile değil, askerin ruhuna girecek hitabetle...
Bunu da geçiyorum... Belki ileride tekrar ele alırım yalnız bir sorum var: Özkök diyor ki: “Askerler, üniformaları gibi felsefî görüşleri bakımından da tek tip olmak zorundadır. Bu aklın, tarihî olgunun ve ulusun onayladığı Atatürk milliyetçiliği yoludur.”

Sizin yolunuz Atatürk milliyetçiliği yoluysa Atatürk’ün yolu ne yolu? O da mı Atatürk milliyetçisi!?

Geçmişte bu tartışılmıştır. Bir sosyolog çıksın ve bana şahıs milliyetçiliğini izah etsin.

ARSLAN TEKİN yazısıdır.

Bu yazı toplam 1313 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim