porno indir , adana escort , adana escort , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , türk porno ,

  • BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • İstanbul : 9 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İzmir : 4 °C

Bu Bir Manifestodur

29.09.2013 11:26
Bu Bir Manifestodur
“Türkiye’deki Hayalet, Obskürantizm heyulası yok edilmedikçe, herhangi bir diriliş hayaline kapılmak çılgınlıktır.“ Cemil Meriç

Oluşturulan korku imparatorlukları ile kafasını kuma gömen genç neslin, kararsız ve bir o kadar da tutarsız davranışları, geçmişte oynanan oyunların, toplumdaki etkisini gösterir niteliktedir. Neslin özünü bulup, diriliş hayalini gerçeğe dönüştürebilmesi yolunda ki ilk adım, daha fazla okumak ve daha fazla kendimizi geliştirmektir.

Neden bizim aydınımız yazarımız bu denli az diye hayıflanmak yerine, okuyup aydın yazar olabilmektir. Televizyon başında, kahvehanelerde “Bunlar hep Amerika’nın oyunu” klişesini tekrarlamak yerine, farklı bakış açıları ile farklı düşünebilmektir. Kabuğuna çekilmiş kaplumbağa misali mazlum rolü oynamaktan çıkıp , inandıkları uğruna mücadele etmeyi öğrenmedikçe , bu diriliş, bir hayal olarak kalmaya devam edecektir.

CAHİL – KORKAK  DEĞİL, APOLİTİK OLMAK (!)

Haklarını apolitik kisvenin altına gizleyenler; apolitik olmayı, 82 anayasasının hayatımıza getirdiği Depolitizasyon kavramı ile öğrendiler. Depolitizasyon, bize biraz Apolitizasyon kavramını çağrıştırsa da aralarında ufak bir nüans farkı vardır.

Depolitizastonu, bir grubun veya sınıfın, siyasetle ilişkisinin kesilmesi, siyasi özelliğinin kaldırılması olarak tanımlamak mümkün. Apolitizasyon ise, aynı  grubun veya sınıfın apolitik olma eylemidir. Yani  grubun ; yaşanan olaylara kayıtsız kalma, siyasi meselelere ilgi duymama durumudur. Buradan; “Apolitiklik, Depolitizastonun bir sonucudur“  önermesini çıkarmak sanırım yanlış olmaz.

Yöneten değil yönetilen, bununda bir adım ötesinde, güdülen bir toplum yaratma arzusu içinde olanların, halkı siyasetten uzak tutarak(depolitizasyon)  bu amaçlarına kısmen ulaştığını söyleyebiliriz.

Bahsi geçen kavramlar arasında sebep-sonuç / amaç-sonuç ilişkileri doğrultusunda bir kompozisyon var. Bir puzzle hayal edin. Her kavram bu puzzle’ın bir parçası. Kalan son iki parçadan ilki: Ötekileştirilen insanların bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlama çabası, yani Obskürantizm. Diğeri ise Obskutranizmin günümüze tesirli en büyük tehlikesi: Aydın Sorunu. 

OBSKÜRANTİZM VE AYDIN SORUNU

Derin güçlerin, bilgiyi tekelinde tutarak toplumu bilgiden uzaklaştırması ile insanların düşünme-sorgulama kapasiteleri minimalize edilmeye çalışılmış, özgür düşünce kısıtlanarak halk karanlıkta bırakılmak istenmiştir.

Kendileri gibi düşünmeyen milyonlarca insanın, bilgiye erişimini kısıtlayarak kontrol altında tutmayı amaç edinen Obskürantistler, toplumun bilgiye erişimi noktasında, “gerektiği yerde gerektiği kadar” anlayışını benimsemişlerdir. Konunun temel aktörü ise kuşkusuz ki eğitim sistemidir.

Konuyla paralel, geçenlerde okumuş olduğum bir makaledeki tespiti de paylaşmak istiyorum : “Obskürantizm; aydınımızı kendi özgün düşüncesine “yabancılaştırarak” zihni alt yapısını buna göre inşa etmiştir. Bu kavram için: “Türk toplumunun, Türk-İslam medeniyetine dair özgün sosyal düşüncesinin kaynaklarını “bilmemesi”ni sağladığı”  söylenebilir.

Dilimize “Bilmesinlercilik” olarak çevrilen bu kavramın, Türkiye’de aydın sorunundan başka, ötekileştirmeye de sebep olduğunu yazmamız gerekir.

“Sen öğrenme sen bilme, sen üniversiteye girme, sen okuma” söylemli sözde aydınlar ve yönetimler, kendileri gibi düşünmeyen insanları bilgiden dışlarken, peşinden bir de gerici yaftası yapıştırıyorlardı. Bu; Obskürantizmin, yazının bütününde net biçimde anlatmadığımız yönü. Diğer bir yönünü de örneklememiz gerekirse; medreselerin, imam hatiplerin, Kuran kurslarının kapatılıp, öze giden bilginin kesilmek istenmesini verebiliriz. Her ikisi de direkt olarak bu kavrama hizmet eden düşünce sistemleridir.

Egemen güçlerce belirlenen düşünce yapısında olmayan insanlar, ne yazık ki ülkemizde ötekileştirilip apolitik olmaya zorlanırken, Obskürantizm anlayışının yetiştirdiği Batı düşüncesine bağlı aydınlar, sadece siyasette değil, her alanda kendilerini göstererek ülkenin kaderini belirlemişlerdir.

Üstad Sezai Karakoç “Doğuyu Batıyı bilmeliyim. Eski uygarlıkları derinlemesine incelemeliyim. Yükseliş ve düşüşlerin sebeplerini derinden derine araştırmalıyım. İslâm inanç ve medeniyetine mensup olan bir toplum nasıl olur da bugünkü acıklı duruma düşer? Bunun mutlaka bir veya bir çok sebebi vardır. Bunu bilmeliyim.” derken, bugünün gençlerine de sesleniyordu.

Üzerimize düşün vazife belli. Bilgi neredeyse, gidip onu oradan almak.

Bu haber toplam 770 defa okunmuştur
Etiketler: ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim