türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : -3 °C
  • İzmir : 15 °C

Bir İki Üç Gülümseyin

13.12.2013 20:16
Bir İki Üç Gülümseyin
Fotoğraf sanatındaki çekim hataları gibi,yaşamımızda da değerlendirme hataları yapıyor muyuz bol bol?

Her durumu, olayı kendimizce en uygun fonda fotoğraflayıp, sevdiklerimizi baş köşelere,sevmediklerimizi en ücra köşelere mi yerleştiriveriyoruz?

Sizin kaç tane bu tarz yaşam fotoğrafınız var en kötü çerçeve içerisinde ,en olmadık yerlere savrulmuş?

    Her fotoğrafta bir konu,bir özne var mutlaka, mutlulukla gülen bir çehre.... Peki ya fon ? Genelde en güzel fon seçilir fotoğraf konusuna mekan olarak.Ya yemyeşil bir bahçe ya da masmavi bir deniz.... Buraya kadar herşey güzel.Yalnız iki boyutu var işin.

    Ya en güzel fonda gülümseyen yüzün aslında kendini kandırdığı ,o fonun aslında bir imitasyon olduğu gerçeği ya da en acımasız en karanlık fona yerleştirilen haksızlığa uğramış yüzlerin sessiz serzenişleri....Biz de olabiliriz bu bir başkası da.Çıkaralım mı şimdi fotoğraflarımızı, serelim mi ortaya birer birer yeni baştan düşünmek için?

    Yaşamımıza ait en güzel anlar bir bir birikiyor.Bir fotoğraf sergisi olarak düşünürsek yaşadıklarımızı ,ya da fotoğrafladıklarımızı diyelim;hangileri hakeder en değerli övgüleri?Kimlerin sergilerinde en baş köşelerdeyiz?Ya da kimler nerede unuttu bizleri?

    Sonsuza dek gözönünde olacağını sandığımız umarsız gülüşlerle konu olduğumuz fotoğraflarımız şimdi nerelerde? 

    İşin bu noktasında takılıp düşünmek gerek. Nedir gerçeğin iç yüzü?Yüzyıllardır üzerinde düşünülen,tartışılan bir kavramı satırlarımız arasında Evreka,Evreka diyerek açıklamaya çalışacak değiliz.

    Bizi biz yapan en önemli unsurlar, hayata bakış açımız,gördüklerimiz,değerlendirdiklerimiz,
fotoğrafladıklarımız ya da buruşturup bir kenarı attıklarımız.Bir kenara atıldığımız zamanlar da belirler aslında bizi.

    Bir insan seçtikleri değil, reddettikleridir aslında diyen bir söz de doğru söyler.

    Ne kadar da az şaşırıyoruz bazen yaşarken.Herşeyi biliyoruz ya. Yaşama hakimiyet duygusu sarmış benliğimizi,dimdik ayakta tutuyor kendimize güvenimizi..Oysa önce bilmediklerinden başlamalı insan,öğrenmeli.İsterseniz öncelikle doğru fotoğraf için öncelikle gerekli olanları sıralayalım bir bir .İyi bir eğitim almanız ,doğru teknik bilgilerle donanmış olmanız şart.Fotoğrafa etki eden yan faktörlerden haberiniz olması gerekir.Işık gibi,mekan gibi,renklerin kullanımı gibi... Mutlaka ama mutlaka kompozisyon bilginiz olmalı.Sonra derinlik duygusu...Ardından gerçekleştirilen işlem oldukça basit,küçük bir deklanşöre basıp çekiveriyorsunuz fotoğrafı.Bazıları bu deklanşör kadar zannetmiyor mu yaşamı!!!!!!!

    Ne kadar çok alternatif var ıskalayıp geçtiğimiz ve ne kadar çok yanlış değerlendirme ve eksik değerleme yaşayıp giderken hapsolduğumuz.Bakış açımızda saklı bize ait tüm gerçekler.

    Fotograf çekerken bile zoom ve netlik ayarı yapıyor ,bir kaç dakika bekliyor,ortamın şartlarının fotoğrafa uygun hale gelmesini bekliyoruz.

    Fotografı çekilecek her ne ise en uygun, en muntazam halini bekliyoruz.

    Ben doğaçlama,anlık fotoğraf çekmeyi severim diyenler de olabilir içinizde.Ona da olur diyelim,hiçkimseyi kırmayalım.

    Sözettiğimiz durumlar hayatın her alanı için geçerli.Sanatta,siyasette,ekonomide, günlük ilişkilerde,iş yaşamımızda.Durmadan fotoğraflıyoruz durumları. Bazen insaflı bazen insafsız bir fon önünde.

    Belki de yapılması gereken En güzel fotoğraf benimki demeden önce düşünmek.En güzel değil ama sizin fotoğrafınız. Bakın bu daha anlamlı.

    İnsaflı olması gerekmiyor, doğru olma ihtimali sizin için yüksek olsa da çoğunlukla kabul görmesi de doğruluğunu ispatlamıyor.Olabilir...Biz sadede gelelim isterseniz.

    Belki on yıl,on beş yıl bilemediniz yetmiş yıl ilk günkü fotoğraf makinelerimiz boynumuzda gibi dolaşıveriyoruz hayatın damarlarında. En usta fotoğrafçı edası ile fotoğraflıyoruz önümüze çıkanları, ya da bizden kaçanları.Her birimizin en az elli sergi açacak malzemesi mevcut kuvvetle muhtemel

    Yaşam gelişiyor, insan durmadan seyrediyor yaşamı. Eski makineler boyunlarda, bazen insaflı bazen insafsız acemi parmaklar deklanşörlerde,resmettikleri için kutlarken kendini bir kıyamet alkış kocaman ellerinde, dolaşıyorlar hayatın damarlarında.

    Bir tanıdığım saatlerce tutardı fotoğraf makinesinin karşısında bizleri.Kımıldamak yasak,gülmek serbest....Dakikalarca çabalardık en sevdiği pozu verebilmek için. Ben hoplayıp zıplamak isterdim,yasaktı...Gülümsemek serbest.Arkada masmavi bir gökyüzü.Ağlamak istiyorum diyelim o fotoğrafta, fonda yine masmavi bir gökyüzü.Ağlamak yasaktı,gülümsemek serbest....

    Çekilen her fotoğrafta flaşın önüne istemeden getirdiği parmağı çıkardı. Gülerdik... Şimdi Düşünüyorum. Kimlerin parmağı var kimbilir hangi fotoğraflarımızda?

    Ben karar verdim. Bugün çıkarıp tüm fotoğrafları baştan bakacağım hepsine.Kimler gülmek isterken ağlatmışım ya da kimler kaçıp gitmek isterken tutup, çekip kolundan yerleştirmişim fotoğraf makinemin karşısına. Düşüneceğim!!!!

Bu haber toplam 549 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim