türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 98.106
  • Altın 230,590
  • Dolar 5,8229
  • Euro 6,7464
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İzmir : 24 °C

Başbakan'ın içi rahat mı?

03.02.2014 20:59
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Başbakan Erdoğan, geçen hafta içinde Kerkük konusunda, Irak''da demokratik kuralları çiğnemekle suçlama derecesinde tenkitlerde bulunduğu ABD''nin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice''ı Ankara''da uçağın içinde yirmi dakika bekleterek neyi ispat ettiğini ancak kendisi bilir kuşkusuz.

Ama, bu gecikmenin istiskalden, skandala uzanmasına ramak kaldığı aşikar! Keza, hava meydanındaki 45 dakikalık ''giderayak'' görüşme başlamadan önce, Erdoğan''ın Condy''den özür dileyip dilemediğini, ya da dilediyse ne mazeret gösterdiğini de bilmiyoruz.

Ancak bizim bildiğimiz kadarıyla Başkan Bush''un akıl hocası bayan bakan gerek Kerkük ve PKK, gerekse KKTC''ye izolasyonların kalkması konularında Erdoğan''a hiç de beklediği ferahlatıcı yanıtları vermedi. Benim kendi ağzından dinlediğim -NTV röportajından- kadarıyla, Rice, klasik Amerikan diplomasisiyle "Türkiye''nin geleneksel dostluğuna ve stratejik ortaklığına ABD''nin verdiği değeri" dile getirdikten sonra baştaki iki konuyu, Irak halkına ve Irak güvenlik güçlerine bıraktıklarını söylüyor.

Rice''ın PKK''yla terör bağlamında mücadeleyi "Dış terör merkezleriyle bağlantılarını kestik" derken, siyasi mücadeleyi sürdürdükleri hususu bu konuda vaadin ötesine geçen hiçbir bağlayıcı taahhüt içermemektedir.

Kerkük''e getirilen ve bölgeye dağıtılma aşamasında olan Amerikan güdümlü ve ağır silahlı Kürt güvenlik güçlerinin de umut verici olmadığını kabul etmek lazım. Bakan Rice, KKTC''de izolasyonların hemen adım atılacak bir konu olmadığını, ancak çalışmaların halen devam ettiğini söylüyor.

Sanki, bunda da ''bir al gülüm, ver gülüm'' pazarlığı varmış gibi bir izlenim doğuyor.

Ancak, benim üzerinde önemle durduğum konu, Rice''ın bizzat Savunma Bakanı Donald Rumsfeld''in Türkiye''yi ağır bir biçimde suçlayan sözlerine onay vermesidir.

Aynı siyasi potadan olan iki Amerikalı bakanın ayrı düşüncede olması da beklenemezdi zaten.

Gerçi, 1 Mart tezkeresi konusunu "Ülkelerin demokratik tercihleri vardır" kabilinden geçiştirse de Rice''ın "Hayal kırıklığına uğradık" sözü Washington''un "Size güvenmek isterdik" sözüyle eş değerdir sanırım. Erdoğan-Rice görüşmesinin en dikkate değer yanı, Ortadoğu''nun geleceğine hakim olan karanlık bir buluta benzettiğim, bizzat Erdoğan''ın teyit ettiği gibi, İran ve Suriye rahatsızlığının görüşülmemiş olmasıdır.

Rice ise, görüşülmeyen bu meselede Washington''un ''şu anda askeri müdahale'' gibi bir düşüncesi olmadığını her vesilede tekrarlıyor, ama… Bu ''ama'' Irak''dan sonra yeni bir savaş ihtimaline karşı bütün güvenceyi ortadan kaldırmaktadır diye düşünüyorum.

Rice''ın "Amerikan Başkanı Bush, bütün seçenekleri muhafaza ediyor" sözü, yine de İran ve Suriye''den gelecek tepkilerin ''tam teslim'' olması şartına bağlıdır sanırım. Nitekim, Amerikan Dışişleri Bakanı Rice''ın beyanlarının Türkiye''nin kaygılarının giderilmesinin, ya da hayati bazı isteklerinin yerine getirilmesinin ayrı bir şarta bağlandığı kuşkusu verdiği de gözden kaçmıyor.

Zaten, Başkan Bush''un ''Ulusa sesleniş'' konuşmasında özellikle İran ve Suriye meselesini ön plana çıkarmasıyla bende böyle bir kuşku doğmuştu. Bence, ilk dış gezisinde bazı liderlere Başkan Bush''dan mesajlar getiren Rice''ın Türkiye''ye ayırdığı söylem, "Amerikan yönetiminin politikalarına bundan sonra kayıtsız şartsız destek vereceksiniz" şeklindedir.

Böyle bir söylemin ''demokrasinin ve ülkelerin demokratik haklarının'' savunuculuğuna soyunduğunu iddia eden Bush yönetimine yakışmadığı bir yana, Türk-Amerikan ilişkilerine kesin zararlı olduğu da inkâr kabul etmez. Bu bakımdan, Başkan Bush''un Avrupa''yı ziyareti öncesinin hazırlığı olan Rice''ın gelişinde Başbakan Erdoğan''ın randevuya gecikme davranışının ötesinde, ülkede bulunması da gerekliydi.

Beş günlük Güneydoğu Asya ziyaretine çıkan "Biz Türkiye''nin yardım yapmada 26.sırada olmasını istemiyoruz; üst sıralara çıkmasını istiyoruz.

Türkiye''ye yakışan ne ise, Türkiye oraya çıkmalıdır" diyen Tayyip Bey''in cevabı uygun bir hazır yapımdır: "Çok veren maldan, az veren candan!" Bense, bir ülkenin itibarının dış politikasının güçlü, sözüne güvenilir oluşu, milli hak ve çıkarlarını savunmasında yöneticilerinin aklıselimle birlikte başarısıyla yükseleceğine inananlar arasındayım.

Engin SUNAR yazısıdır.

Bu yazı toplam 554 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim