• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Başbakan Tarihi Fırsatı Değerlendiremedi

20.02.2014 15:59
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen, Yeni Şafak Gazetesi her zaman destek verdiği AKP’yi bu kez zora soktu. Gazetenin 23 Ocak 2006 tarihli manşetinde yer alan Veli Toprak imzalı, ‘Unakıtan Bombası’ başlıklı haber ortalığı karıştırdı. Haberde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal işaret edilerek hesabında muazzam parası olduğu iddia edilmişti. Gazeteye göre iddiayı ortaya atan kişide  Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’tı. İlk başlarda gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu ve haberi yapan Veli Toprak haberin doğru olduğunu açıkladılar. Karaalioğlu Hürriyet'e yaptığı açıklamada, 'Bakan bu sözleri bir milletvekili grubuna söylemiş' derken, haberi yapan Veli Toprak ise, haberin doğru olduğunu savunarak, “sonuna kadar arkasındayım” demişti. Ancak her ne olduysa (!) daha sonra ne sözlerinin nede haberin arkasında duramadılar. 

   Belli ki, birileri CHP ve lideri Deniz Baykal’ı zor duruma düşürmek istemişti.  Ama olmadı. Haber ters tepti ve en büyük zararı da AKP gördü. Yılların kurt siyasetçisi Baykal, AKP’ye siyasi bir çalım atarak olayı lehine çevirdi. Kendi mal varlığını açıklamaya hazır olduğunu söyledi ve Başbakan Erdoğan’a da ‘hodri meydan’ dedi.

    Bu açıdan geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan’ın Meclis Grubu’nda yapacağı konuşma büyük önem kazanmıştı. 70 milyon Türk halkı, ‘temiz siyaset, dürüst yönetim ve şeffaflık’parolasıyla iktidar olan AKP’nin Genel Başkanı Başbakan Erdoğan’dan mal varlığını açıklamasını ve bu tartışmaya son noktayı koymasını bekledi. Ancak Başbakan, yasaların mal varlığını açıklamaya engel olduğunu ileri sürerek mal varlığını açıklamadı. Eksik ve yanlış bilgilerle CHP’nin mal varlığını ve Atatürk’ün vasiyetini gündeme getirmesi ise muhalefetin tepkisini çekti.

   İşte o an, Başbakan Erdoğan tarihi bir fırsatı da  tepmiş oldu. Geçmişte siyasiler üzerindeki şaibeler, iktidarlara yakın çevrelere tanınan ayrıcalıklar, siyasilerin hesabını veremedikleri malları nedeniyle siyaset en az güvenilir kurum haline gelmişti. Bu nedenle, temiz siyaset - dürüst yönetim - açık toplum olgusu Türk halkının ortak özlemi haline geldi. Eğer Başbakan Erdoğan aynı gün kendi mal varlığını açıklama yoluna gitseydi, tarihi bir fırsatı değerlendirdiği gibi siyaset kurumuna duyulan güven ve saygının yeniden kazanılmasına öncülük edecekti.

   Mal varlığını açıklamasına yasaların engel olduğunu öne süren Başbakan Erdoğan’a en büyük sıkıntıyı yine partisinin milletvekilleri yaşattı.

   AKP’li milletvekilleri Turhan Çömez, Fuat Geçen ve Ertuğrul Yalçınbayır kendi mal varlıklarını açıkladılar. Başbakan ‘yasak’ diyor, ‘gizlilik’ diyor ama partisinin milletvekilleri, ‘sorun yok istenirse açıklanabilir’ diyorlar.  

Bu durumdan rahatsızız, milletimize ve seçmenimize karşı sorumluluğumuz var mesajını veriyorlar.

   Muhalefet liderleri de  aynı duyarlılık içinde bir bir kendi mal varlıklarını açıkladılar. Şimdi sıra Başbakan Erdoğan’da. Önümüzdeki günlerde Erdoğan’ın mal varlığını açıklayacağı söyleniyor. Zaten açıklaması da şart oldu. O tarihi fırsatı kaçırmadan, bu kadar çok yıpranmadan mal beyanını açıklamalıydı. Ama artık bu da yeterli değil. Türkiye’yi bu tartışmalardan kurtaracak, siyasiler üzerindeki güvensizlik yaftasını kaldıracak şeffaf bir düzenleme için Meclis derhal harekete geçmelidir. Her fırsatta AKP’nin temiz ve dürüst bir yönetim isteğinden doğduğunu savunan Erdoğan, seçim beyannamesinde de vaat ettiği şeffaflık, dürüst yönetim ve açıklık politikasını hayata geçirmekle yükümlüdür. Aksi taktirde AKP’nin aldığı bu yara iyileşmeyecek vekangrene dönüşecektir.

   Yinede anlamak istemeyenlere, şeffaflıktan yana olmamaya direnenlere ve işine geldiğinde Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlayanlara yine O’nun 1930 yılında söylediği bir sözü hatırlatmakta fayda var; “Millet tarafından, millet adına, devleti idareye yetkili kılınanlar için, gerektiği zaman, millete hesap vermek, mecburiyeti, lâubalilik ve keyfî hareketle uzlaşamaz.”  
 

Unakıtan kaçak villalarını yıkacakmış!

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan kaçak villalarını yıkacakmış. İyi güzelde bu güne kadar neden bekledi? Niçin ülke gündemini kaçak villalarıyla meşgul etti? AKP’yi bu kadar yıpratması mı gerekiyordu?  Maliye Bakanı bu kararı çok daha önceden almalıydı. Yoksa yıkım kararında, partililerinden gelen tepkilerle koltuğunu kaybetme korkusu mu etkili oldu? Yıkılan villaların yerine yenisini yapacakmış. Bundan hiç kuşkumuz yok da,  kendi siyasi geleceğinde ve partisinde yarattığı yıkımları nasıl onaracağını merak ediyoruz…

Bu yazı toplam 536 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim