• BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 23 °C

Badem Apartmanı - Nevide : Bölüm I

28.08.2013 22:29
Badem Apartmanı - Nevide : Bölüm I
Perdeyi araladı. Gözlerini karşı apartmanın üçüncü katına dikti. Uzun bir süre bekledi orada. Sessizce ve sabırla bekliyordu.

Başını sağa çevirip duvar saatine baktı. Bu saat olmuştu; ancak hala gelmemişti. Güneş batmak üzereydi. Birkaç tur attı salonun ortasında. Belki de onun geldiğini görmemiştir diye pencerenin dibine yürüdü. Tüm günü, gecesi bir saksağan kuşu gibi pencerede tüneyerek geçiyordu. 

 Çok geçemeden karşı apartmanda bir hareketlenme oldu. Başını kaldırdı, daha rahat görmek için gözlerini kıstı. Apartmanın tül perdesinden içeride olup biteni bulanık bir halde görebiliyordu. Evdeki kadın çok geçmeden evdeki ışıkları yaktı. Boydan yeşil elbisesi ve kırmızı saç bandıyla pencerenin önünden geçerek balkona çıktı. Yağmurun yağacağını anlamış olduğundan sabahtan balkon tellerine arttığı çamaşırları topluyordu. Dokuma çarşafları çekiştirirken koyu kahve saçları arkasına topladığı topuzdan kurtulup omuzlarından aşağıya beline doğru döküldü. Kırmızı bandı kaydı gitti balkon zeminine. Elleri hala dokuma çarşafta yere bakındı. Bembeyaz teni akşam vaktinin alaca griliğinde daha bir soluklaşmıştı. 

 Adam balkon kenarına asılmış çiçeklere çevirdi bakışını. Ortancalar çürümeye yüz tutmuş, pembeden sarıya dönüyordu. Pencere pervazındaki saksılarda da bir iki mor menekşe vardı. İçeriden dört yaşından çok da büyük olmayan bir kız çocuğu çıktı. Uzun süredir görmediği bu kız çocuğu annesininkilere hiç de benzemeyen yeşil gözleriyle çiçeklere bakıyordu. Elinde taşıdığı sürahiden biraz su vermeye çalıştı onlara; ancak çiçekler onun boyundan biraz daha yukarıdaydı. Bir tabure görebilmek için sağına soluna bakındı. Ayaklarının ucuna kalktı. Nafile. Annesine baktı son bir umutla. Genç kadın, dokuma çarşafı kucağında toplayarak eğildi ve sürahiyi aldı. O sırada kızın sol kolunda buğday teni üzerine nakış gibi işlenmiş morluklar ortaya çıktı. İzler kadının parmaklarına uymayacak denli kalındı. Etrafı yeşermiş, ortaları da çukurlaşmışçasına morarmış olan izler iyileşmeye yüz tutmuştu. Küçük kızın kolundaki serum iğnesi hala duruyordu.

 Kadın, kızın boyunda diz çöküp boşalan sürahiyi onun eline tutuşturdu. Kızın sarı saçlarını onun kulaklarının arkasına attı. Alnına bir öpücük kondurarak kalktı ve onu elinden tutup eve soktu. 

 Çok zaman geçmeden salonun sağ tarafındaki mutfağın ışığı yandı. Kadın pencerenin hemen bitişiğinde bulunan tezgaha eğilmiş bir şeylerle uğraşıyordu. Elindeki bıçakla uzunca bir şeyler doğradı. Kırmızı tenceresini ateşte kaynamaya bırakarak arkasındaki tel dolaptan iki tabak çıkardı.

 Onu izleyen adam cebinden bir sigara paketi çıkardı ve paketin içinden aldığı çakmakla sigarasını yaktı. Bu kadını ne kadar zamandır izlediğini bilemiyordu. Evine kimler gelip kimler gidiyor, hangi akşam ne pişiriyor, kızıyla ne zaman görüşüp aynı yatağı paylaşıyor bilmiyordu. Tek bildiği şey bu kadının yazmaya değecek olduğuydu. Bu düşüncelerle pencerenin başından ayrılıp ışıkları yaktı. Hafif loş ışıkta okuma koltuğuna geçti. Orada bir süre oturdu. Düşünebildiği tek şey oydu. Ne olurdu sanki şu an o yanında olsa; dizlerinin dibine oturup koyu gözleriyle ona güzel güzel gülümsese… Ne olurdu ona dokunup ılık dudaklarından tadabilse… Fakat onun için bu kadarı bile fazla olurdu. Koltuktan kalkıp sigarasını kül tablasına bastırdı. Daktilosunun başına geçip az önce gördüklerini yazmaya başladı.

Bu haber toplam 371 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim