• BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 23 °C

ASKERLİKTE EŞİTLİK NE ANLAMA GELİR?

27.02.2014 20:17
Soru - Cevap / Uzman

Soru - Cevap / Uzman

Askeri yöneticilerimizin Ağustos ayının sonlarından itibaren dile getirmeye başladıkları tektip askerlik, 12 Eylül’de gerçekleşen Anayasa Referandumu’ndan sonra ülke gündemine bomba gibi düştü...

Bunun nedeni ise yıllardır bedelli askerlik bekleyen milyonu aşkın gencimizin heveslerinin kursaklarında kalma tehlikesi...

Tektip askerlik savunucularının gerekçeleri parasal gücü olan insanlarla, parasal gücü olmayan insaların arasında eşitliği sağlamak...

Yani “madem ki herkesi zengin edemiyorsun, bari herkesi fakirleştir” benzeri bir eşitlik anlayışı...

Bu anlayış askerlerimizin üst düzey yöneticilerinin kafasında şekillenip gün yüzüne çıktığına göre; bunun bir kurmay kafasının ürünü olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz..

Ve işin vahameti tam da orada ortaya çıkar...

On beş yirmi yıllık üst düzey bir eğitimden sonra mutfak nöbeti tutmada eşitlik...

On beş yirmi yıllık üst düzey bir eğitimden sonra askeri araçları kullanmada eşitlik...

On beş yirmi yıllık üst düzey bir eğitimden sonra sabahları yapılan mıntıka temizliğinde eşitlik...

Bunların sayısını sabahı haşre kadar artırmak mümkündür...

Böyle bir eşitlik 1917 Ekim Devrimi’nden itibaren önce Rusya’yı, sonra Çin’i ve daha sonra bütün dünyayı kana bulayan komunistlerin hayallerinde kalan bir eşitlikti...

Ve komunist yöneticiler böyle bir eşitliğin olamayacağını ve her eşitliğin adalet olmadığını anladıklarında ise çoktan pillerini tüketmişler, itici güçlerini kaybetmişler, gelişmiş dünyanın fersah fersah gerisinde kalmışlar ve onların yardımıyla ayakta durur hale gelmişlerdi...

Evet eşitlik adalet demek değildir...

Ve adaleti sağlamayan bir eşitlik sosyal huzuru bozan, gelişmeyi engelleyen en önemli faktör durumundadır...

Örnek mi istersiniz..?

Bir sınıfta çalışkan öğrenci ile tembel öğrenciyi aynı safta, yani aynı seviyede tuttuğunuz ya da tutmaya çalıştığınız zaman eşitliği sağlamış, fakat çalışkan öğrenci adına adaleti çiğnemiş olursunuz...

Elbet sadece adaleti çiğnemekle kalmaz, rekabeti önlediğiniz için gelişmeyi de durdurmuş olursunuz...

Bundan da o öğrenciyle birlikte hem ülke kaybeder, hem de böyle bir eşitliğin kazananı olmaz...

Yani böyle bir eşitlikten tembel olan öğrenci kazançlı çıkmaz...

Aslında bunun tersi de aynıdır...

Sınıfta eşitliği sağlamak adına tembel öğrenciyi çalışkan öğrenci ile yarıştırmaya kalktığınız zaman, onu çok fazla zorlayacağınız ve gücünün üstünde bir yarışa soktuğunuz için, bu kez tembel öğrenci adına adaletten ayrılmış olursunuz...

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Fakat vereceğimiz her örnek, eşitliğin adalet demek olmadığını, adaleti sağlayamayan bir eşitliğin ise sosyal huzuru bozmaktan başka bir işe yaramadığını gözler önüne serecektir...

Nitekim kuru bir eşitlik peşinde koşan komunistler, ülkede var olan eşitliği de bozmuşlar ve kendi içlerinde kapitalist dünyanın zenginlerinden daha zengin bir zümre oluşturmuşlardır...

Bu bakımdan bir kurmay zekanın ürünü olarak ortaya konulan tektip askerliğin eşitlik olmadığını ve sosyal huzuru bozacak bir faktör olduğunu mutlaka göz önüne almamız gerekir...

Eğer illa da tek tip askerlik deniliyorsa, paşalarımız tek tip askerliğe önce kendi içlerinde başlamalıdırlar...

Subay, assubay, uzman çavuş ayrımını ortadan kaldırmalı ve çok kolay olacağı için öncelikle subay ve assubay gazinolarını birleştirmelidirler...

Sonra da yıllarını askerliğe vermiş assubayların harbiyeyi yeni bitirmiş gencecik teğmenlerin önünde hazırola durmalarına son vermelidirler...

Ve bedava denecek fiyatlarla kaldıkları ordu evlerini de mutlaka sivillere açmalıdırlar...

Böylelikle, önce kendi içlerinde, sonra da sivillerle askerler arasında belli bir ölçüde de olsa eşitliği sağlamış olurlar...

Bütün bunlara rağmen, askeri yöneticilerimiz illa da tek tip askerlik diyorlar ve ülkemizin güvenlik sorununun çözümünü buna bağlıyorlarsa bu konuda şunu önerebiliriz:

Halen sayısını tam olarak bilemesek de, 800 000 civarında olduğu söylenen mevcut askeri gücümüzle üstesinden gelemediğimiz 1500 – 2000 kişi civarındaki bir militan grubundan oluşan PKK teröründen kesinkes kurtulacaksak, yapılacak en doğru şey ülkemizin eli silah tutan bütün nüfusuna askeri üniformanın giydirilmesi ve böylece ülkemizin bütün nüfusuna tektip askerlik yaptırılmasıdır.

Böyle yapmakla yukarıda sıraladığımız kimi eşitliklerin bazılarını da sağlayabiliriz...

Örneğin sivil asker ayrımı ortadan kalkacağı için, herkes ordu evlerinde ucuz ucuz kalır...

Bir iki liraya karnını tıka basa doyurur...

Deniz kıyılarındaki askeri kamplarda sudan ucuz denecek ücretlerle yaz tatilini geçirir...

Askeri araçlarla çocuklarını okullara götürür...

Ve akla gelmeyen daha nice imkandan çoluk çocuk zengin fakir herkes yararlanmış olur...

Böylece kimi kuruluşlarımızın açlık ve fakirlik sınırları ile ilgili yaptıkları hesaplardan da kurtulmuş oluruz...

Hemen bu değirmenin suyu nereden gelecek diye sormayın...

Onu kurmay zekalarımız derhal cevaplandırırlar:

Yabancıya satıldığı için yeni ismini dile getirmek istemesek de, eski ismiyle Oyak Bank ne güne duruyor...?

Kurmaylarımız onu bu günler için kurmamışlar mıydı..?

Bu yazı toplam 836 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim