• BIST 106.474
  • Altın 151,810
  • Dolar 3,6607
  • Euro 4,3032
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 19 °C

Askeri istemek demokrasiye aykırı değil

19.01.2014 19:19
Ahmet Durmaz / Esenyurt Haber Muhabiri

Ahmet Durmaz / Esenyurt Haber Muhabiri

Türkiye düşüşte. Hükümet sanki yok. Dünyanın en büyük terör olayı yaşanıyor, Türkiye kılını kıpırdatana kadar aradan 15 gün geçiyor. 

Başbakan titreyen bir sesle ayakta zor durarak açıklama yapıyor. Ama açıklamadan bir şey anlamak mümkün değil. Türkiye sadece lafta terörü kınıyor, bunun dışında birşey yapıp yapmayacağını söyleyemiyor. 

Türkiye hiç bu duruma düşmemişti. Hükümet hiç bu kadar acz içinde olmamıştı. 

Ekonomiyi dibe vurduran, sosyal dengeleri bozan, siyaseti rezilleştiren bu hükümetin gitmemesi için elinden geleni yapan çevreler var. 

Kim bunlar? Günlük kazanç sağlamaya çalışan borsa spekülatörleri, döviz alım satımcıları. Hırsızlar, ursuzlar. Yolsuzluk kahramanları. Bu hükümetten maddi çıkar sağlayan bir avuç kimse. 

Ancak kimliklerinden anlaşılacağı gibi bu kesim sesini çok yükseltebiliyor. Bu nedenle "hükümet gitsin" diyenlere karşı bir linç kampanyası sürdürülüyor. 

Sanki bu hükümetin gitmesini isteyenler vatan haini. 

Oysa durum tam tersi. Artık bu hükümette ısrar edilmesini istemek bu ülkeye hainliktir. 

Terörün dünyayı kana buladığı, bir üçüncü dünya savaşının eşiğine getirdiği bu günlerde hükümet hala uyuyor. Neyse ki her zamankinden farklı bir silahlı kuvvetler komuta konseyi var da, Türkiye en azından adım atar bir pozisyon takındı. 

Türkiye'nin bu amazdan kurtulması için hükümetin mutlaka değimesi gerek. Halk artık "ağlayan" "sızlayan" "titreyen" "yaprak gibi sallanan" bir başbakan görmek istemiyor. 

Halk ayakta duran bir lider istiyor. Şaibesiz bakanlar, bilgili bakanlar, yolsuzluğa karışmamış bakanlar istiyor. 

Halk artık şibesi boyunun ölçüsünü aşmış bir yardımcı da istemiyor. Halk artık hiçbir şey bilmediği ortaya çıkan bir başbakan yardımcısını da istemiyor. Halk adı her türlü yolsuzluğun altından çıkan korumacı ve kollamacı bir başbakan yardımcısını hiç istemiyor. 

Şu anda tek çözüm var. Cumhurbaşkanı Sezer Anayasa'nın 104'üncü maddesini işletmeli ve hükümetin başına geçmeli. Böylelikle bugünkü hükümet sona erecektir. 

Sezer'in başkanlığında kurulacak yeni bir hükümet Türkiye'yi düzlüğe çıkaracak, krizde ne yapması gerektiğini bilecek isimlerden kurulabilir. Bu bir ulusal birlik hükümeti de olabilir. 

Bunun yanısıra herkesin aklında olan ama "ya demokrasi düşmanı ilan edilirsem" korkusuyla dillendiremediği bir konu daha var. O da askerin fiilen duruma el koyması. 

Asker ille de darbe yapacak iye bir şey yok. Ama gücünü ve yetkisini kullanarak hükümetin gimesini sağlamalıdır. 

Bugünkü komuta konseyi geçmiştekilerle hiç benzeşmiyor. Özellikle 28 şubat generalleriyle uzaktan yakından ilgileri yok. 

28 Şubat generalleri orduyu bir siyasi parti gibi kullanmış ve hem çıkarcı siyasetçilerle hem de soyguncu sermaye ile bütünleşmişti. Nitekim bu bütünleşmenin sonunda bu soyguncu sermayenin bir kısmı hapse düştü. 

Generaller ise emekli olur olmaz bu sermayenin kanatları altına girmişlerdi. Şimdi bu generaller de yolsuzluk ve hırsızlık suçlaması ile karşı karşıya. 

Oysa bugünkü askerler sadece görevlerinin bilincindeler. Bir siyasi parti gibi çalışmıyorlar. Çıkarcı siyasetçilerle ilgileri yok. Soyguncu sermaye ile ise mücadele ediyorlar. 

Askerin daha etkili olmasını istemek kimseyi korkutmasın. Bu asla demokrasiye aykırı bir tutum değildir. Türkiye'nin kurtuluşu için eğer askerin üzerine düşen görev varsa hiç çekinmeden mutlaka yapmalıdır. 

Aydınlar artık gizlenmeyi bıakıp üzerlerindeki korkuyu atmalıdır. 

Bu yazı toplam 360 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim