• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 10 °C

Anayasa Mahkemesinin Hukukiliği ve Türkiye

29.12.2013 21:06
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Bu karar şunu daha iyi bir gözler önüne serdi ki buna Anayasa mahkemesi Haşim KILIÇ’da parmak bastı mevcut Anayasa bir hukuk devletine yakışan bir Anayasa değil.Anayasa mahkemesi gibi yasalar ve Hukuk ile sınırlı olması gereken bir kurumun yasa tanımaz bir şekilde denetimsiz olduğu için hukukun dışına çıkarak kararlar alabildiğini daha önce görmüştük.Peki dün alınan kapatmama ve Hazine yardımından mahrum bırakma cezası sizce hukuki mi? Bence değil tamamen siyasi.Kapatma kararı olsa o da siyasi olacaktı.

Hatta hazine yardımından dahi mahrum bırakılmasa idi o zaman dahi siyasi bir karar olacaktı.Zira gerekçeli kararın kendisi siyasi.Yargısal bir kurum yasalar çerçevesinde hareket etmeli eldeki deliller partinin kapatılması için gereken hukuksal değerleri taşıyorsa parti kapatılmalıydı.Eğer taşımıyorsa kapatılmamalıydı.

Sonuçta da kapatılmadı fakat 6 üye kapatılması için oy verdi ve 4 üyenin baskısı ile de kapatmıyorsanız bari Hazine yardımından mahrumiyet cezası verelimde ne şiş yansın ne kebap herkesin ağzına bir parmak bal sürelim der cinsten bir şekilde bana göre yine hukuk dışı bir karar verildi.Çünkü üyelerin karar gerekçelerinde hukuk dışında her şey değerlendirilmişti.Eğer hukuka dayanılarak verilecek bir karar var ise bu kararın hemen her hakimde aynı olması gerekmez miydi.Bir kısmı delilleri mesnetsiz ve hukuk dışı bir kısmı da hukuk içinde görüp ona göre karar veriyorsa bu şunu gösterir hepsi ideolojik olarak siyasi kararlar alıyor demektir.

Anayasa Mahkemesi bu durumda Anayasamıza  dayanarak bir karar vermiyor siyasi görüşlerine göre  bir karar veriyor demektir.Yani aynı başörtüsü yasası olarak adlandırılan ve anayasa mahkemesinin iptal etmesi ile son bulan Anayasayı çiğneyerek alınan bir karar gibi. Mahkemeler eğer adil ise hukuk sınırları içerisinde ise mahkemedir.

Fakat Anayasa Mahkemesi adil değildir.Bu durumda neden mahkeme sıfatını taşıyor ki sadece aldığı kararların bağlayıcı olmasından dolayı mı?.Hiç kimse Anayasa mahkemesini yıpratıyorsunuz filan deme hakkına sahip değil kararlar ortada Anayasa mahkemesini yıpratan şey Anayasa mahkemesinin kendisi ve Anayasaya bağlı hareket etmemesidir.

Sakın yanlış anlaşılmasın ben neden AKP’yi kapatmadınız demek istemiyorum yada neden hazine yardımının yarısını kestiniz diye de bir serzenişe bulunmuyorum.Sadece bu mahkeme neden kendisinin bağlı olması gereken Anayasa’ya ve Uluslar arası Hukuka uymuyor neden siyasi bir kurum gibi hareket ediyor da Hukuk kurumu gibi hareket etmiyor diye serzenişte bulunuyorum.Aynı şeyler Yargıtay,Sayıştay gibi diğer yargı kurumları ile yine esas ilgi alanından çıkartılmış başka şeylerle meşgul olan TSK , YÖK,Barolar ve Rektörülüler gibi kurumlar içinde geçerlidir.Yoksa kapatmama kararının ülkemize getireceği olumlu havanın ve dış itibarımızın,ekonomik durumumuzun kazançlarının farkındayım.Fakat bu kararlar gösteriyor ki Anayasamız kesinlikle tamamen değiştirilmeli.

Hemen herkes yüksek mahkeme dahi denetlenebilir olmalı ve onların dahi anayasayı çiğnemesi suç olmalı.Bir kere üyelerinin atama sitemi tamamen değişmemeli.Siyasi görüşe sahip kişilerin ataması ile değil daha ayrımsız daha demokratik sistemler ile seçilmeleri sağlanmalı atanmaları değil.Ülkenin tüm kurumlarına yeni anayasa ise Uluslar arası hukuka ve modern devlet yapısında uygun bir Anayasa getirilmeli.AKP’nin yapması gereken en öncelikli iş rafa kaldırdığı yeni anayasa taslağını biran önce son haline ulaştırıp halkoyuna sunmasıdır.Aksi taktirde siyaset ve yargı erklerimizdeki ve kurumlarımızdaki bu hukuksuzluk,denetimsizlik sürecek ve ülke krizlerden,suni gündemlerden kurtulamayacaktır.Sadece bu değil, Türk ceza kanununun da en baştan toplum vicdanına uyan bir şekilde düzenlenmesi gerekir.

Toplumda infial yaratabilecek adi suçların cezasının arttırılması gerekir.Batının ceza sisteminin adil olduğunu söylemek doğru olmaz.Basında da takip ettiğimize göre bu konuda batıdan daha sert olunması gerektiğini düşünmekteyim.Zira batıda suçları kanıksama,normal karşılama ve suç işlemenin de bir özgürlük olduğu mantığı var.Doğu kültüründe ise her suçun cezası suça eşit düzeyde ağır veya hafif olmalı ve o suçu işleyen kişinin suçu işlerken cezayı bildiği kabul edilerek gereken caydırıcı cezanın uygulanması gerektiği görüşündeyim.

Yoksa birini hafset sonra tecavüz et çocuğun yaşı 12 sonra hakim desin ki kendi rızasının olup olmadığı tespit edilmediğinden ceza yarıya insin(Rum kesimindeki karara istinaden) ve buna benzer bir çok çarpıklık.O mağdur hayatı boyunca bu mağduriyetini üzerinde bir leke gibi taşıyacaksa o suçu işleyene de hayatı boyunca taşıyacağı bir ceza verilmeli(Arabistan’da erkeğin çükünü keserler bu yüzden)Şeriattan bahsetmiyorum sadece cezalar caydırıcı olmalı diyorum.

        Kapatmama kararını değerlendirecek olursak bu sadece bizi değil dünyadaki bir çok insanı sevindirdi.Türkiye’de yaşanan bu siyasi belirsizlikten Türk ve İslam ülkeleri ve AB çok rahatsızdı.AB bizi içine alma müzakerelerinden dolayı,Türk-İslam ülkeleri de Türkiye’yi doğal liderleri gördüklerinden dolayı bu siyasi kaostan rahatsızlardı.Kapatma davasının bu sonucu sonrasında artık Türkiye sermayenin tekrar gözdesi olacak ve ekonomik durum daha iyi bir seviyeye gelecek.Durma noktasına gelmiş yatırımlar tekrar hız kazanacak.

Eğer CHP köstek olmaya devam etmez ise hükümet asıl işine bakıp vatandaşa hizmet için çabalamaya çalışacak.Bu karar sonrası çok iyi gelişmeler olacağı kanısındayım.Bir diğer hususta milli silahlanma projesinin ayaklarından biri olan milli tank projesi de geçenlerde başladı.

Hükümetin en beğendiğim yanı silah konusunda dışa bağımlılığı azaltmak için yapılan bu askeri hamlelerdir.Aynı şey enerji konusunda da yerli doğalgaz ve petrol kaynakları ile Nükleer enerji çalışmaları konusunda da geçerli.Zira süper güç olma hayalindeki bir milletin silahlı kuvvetlerinin silahını başka ülkelerden almak zorunda olması saçmalıktan başka bir şey değildi.Tabi enerjide de dışa bağımlı olmamalıdır.Umarım 5-10 yıl içinde TSK’nın silah konusunda dışa bağımlılığı tamamen bitecektir.Enerji konusunda verilen 2020 ‘de %100 yerli hedefi de umarım tutturulur.

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim