• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul : 18 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 21 °C

Ak Parti Nereye Koşuyor?

27.10.2014 16:09
Ahmet Durmaz / Esenyurt Haber Muhabiri

Ahmet Durmaz / Esenyurt Haber Muhabiri

AK Parti sonunda bunu da yaptı.

Genelde dünyanın, özelde İslam dünyasının başına bela kesilmiş olan İsrail'in eli kanlı devlet başkanını TBMM'ne getirtip konuşturdu.

Bu, AK Parti'nin dış politikadaki ilk cürümü değil.

Akla ilk gelenleri sıralayalım:

1. İlk sırada 1 Mart Tezkeresi geliyor. Bugün hala yankıları devam eden o tezkerenin TBMM tarafından reddedilmesi hep AK Parti'nin başarı hanesine yazıldı. Oysaki o olayda parti yönetimi( o sırada genel başkan ve başbakan Abdullah Gül de, yasaklı olan Recep Tayip Erdoğan da) tezkerenin çıkmasını istemişti. Yapılan oylama sonucu "evet" diyenlerin sayısı "hayır"lardan fazla çıkmıştı. Hatta ilk anda tezkerenin kabul edildiği ilan edilmişti. Ancak daha sonra "evet"lerin sayısının anayasanın istediği orana yetişmediği görülmüş ve tezkerenin reddedilmiş olduğu anlaşılmıştı. Yani tezkere parti yönetimin isteğine rağmen, bir kısım milletvekillerinin her şeyi göze alarak "hayır" oyu vermesi üzerine kabul edilmemişti. Böyle bir şeyi AK Parti'nin başarı hanesine eklemek tamamen bir saptırmadan ibaret. 

Zaten daha sonra çıkarılan bir başka tezkere ile ABD'ye Irak'ı havadan vurma izni verilmişti. Yani Irak'ın işgalinde ve bugünkü hale gelmesinde AK Parti'nin de büyük vebali var.

2. İsrail'in Lübnan'ı işgali ve başlayan savaş sonrasında ABD'nin isteği üzerine Lübnan'a asker göndermesi de büyük bir yanlıştı. Bugün üzerinde pek durulmuyor ama bölge üzerinde oynanan bu kadar oyun arasında hala o askerlerin bir kısım yanlışlara alet edilme ihtimali var.

3. Irak'a askeri harekat için tezkere çıkarılması da bence büyük bir yanlıştı. Bunun için ABD'den izin almaya kalkışması da yanlış. Bir takım odakların halkı galeyana getirmesi karşısında sağduyu çağrısı yapacak yerde dolduruşa gelip hamasete sığınması ve konuyu geri dönülmez bir noktaya getirmesi de yanlış. Son günlerdeki duyumlar böyle bir harekatın başlatıldığını gösteriyor. 

ABD'nin izni ve sözde istihbarat desteği ile ve ABD ile ortaklaşa girişilecek bir harekatın çok büyük riskleri olduğunu düşünüyorum.

PKK'nın İran'a doğru çekilmeye başladığı söylentilerini de endişe ile izliyorum. Türkiye'den istediğini koparan ABD, PKK'yı bu sefer İran'a karşı mı kullanacak? 

Türkiye, benden uzak olsun da varsın İran'ın başına bela olsun mu dedi? Bu soruların muhtemel cevapları hiç hoşuma gitmiyor.

4. Başbakan, her ucu Yahudilere çıkan Şanlıurfa/Haleplibahçe'deki Temalı Park'ın temelini atmaktan çekinmedi. Şimdi de benzer kokular gelen İbrahim Yolu Projesine hükümet tam destek veriyor. ABD ve İsrail'in üzerinde büyük planlar yaptıkları bölgede bu türden projelere destek vermek, ne kadar doğru?

5. Ve bardağı taşıran son damla. İsrail ve onun dümen suyuna gidip kendi halkının seçtiği Hamas hükümetine darbe yapan el-Fetih Temsilcisi Mahmut Abbas'ın davet edilmesi ve TBMM'nde konuşturulması… 

Son günlerde Suriye ve Suudi Arabistan devlet başkanlarının ülkemizi ziyaretlerini AK Parti'nin aktif dış siyasetinin gereği ve başarısı olarak görmüştük. Şimdiye kadar yaptığı diğer yanlışları da tevil etmeye, mazur görmeye çalışmıştık. 

Ama hemen arkasından meydana gelen bu gelişmeler kafaları karıştırıyor.

Filistin halkına kan kusturan, Lübnan'ı işgal etmeye yeltenen İsrail'in eli kanlı devlet başkanı Şimon Perez'in, TBMM'nde ne işi var? Ülkesine ve halkına bu kadar zulmü reva gören İsrail ile anlaşıp halkının meşru (Hamas) hükümetini devirmeye kalkışan Mahmut Abbas'ın ne işi var? 

Bu, tam da ABD'nin istediği bir şey değil mi?

AK Parti Hükümeti daha önce Hamas yöneticilerini ülkemize davet ettiği için ABD ve İsrail'in büyük tepkisini çekmişti. Şimdi bu tepkileri izale etmeye, hata(!)sını telafi etmeye mi çalışıyor?

Hamas'ı gözden çıkardı mı? Bu, Filistin halkını gözden çıkarmak anlamına gelmiyor mu?

Başbakan, bir süre önce BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)'un eşbaşkanı olduğunu söylemişti. Yoksa bütün bu ve benzeri girişimler bu eşbaşkanlığın gereği midir?

AK Parti'yi Amerikancılık ile ABD'nin ılımlı İslam modeline destek olmakla itham edenler mi haklı?

Yoksa Türkiye'nin ABD ile olan göbek bağını kesmeye çalışıyor, diyenler mi?

Biz ve ona oy veren büyük çoğunluk, AK Parti'nin bağımsız bir politika izlemeye, başta İslam dünyası olmak üzere bütün dünyada Hakk'ın ve haklının yanında olmaya çalıştığına inanmak istiyoruz. 

Ama bu saydığım gelişmeler bu inancımızı beslemiyor, baltalıyor? 

Biline..

Bu yazı toplam 2965 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim