türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 108.636
  • Altın 154,634
  • Dolar 3,8315
  • Euro 4,5314
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 11 °C

Ak Alnınızdan... Gözlerinizin yaşından öpüyorum!

24.04.2014 21:40
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Kusura bakmayın, biraz duygusal bir yazı olacak. Kusura bakmayın, biraz kopuk kopuk da olabilir yazacaklarım. Pazar gecesi yıllar öncesine döndüm... Antalya'dayım arkadaşlarla birlikte; maçtayız... O zaman Aydın'da Turizm Otelcilik Yüksek Okulu'nda okuyorum, oradan inmişim aşağıya...

Sezonun son maçı Antalya ile oynuyoruz... Takım galip ama kimsenin sevindiği yok, aslında kimsenin sahada olup bitenle alakadar olduğu da pek yok... Dakikalar su gibi akıp gidiyor, kös kös ''Evimize'' dönmeye hazırlanıyoruz. Top Arif Kocabıyık'ın ayağında... Birden bırakıyor ve başlıyor göbek atmaya! N'oluyor kafayı mı yedi? derken elinde radyo olan biri fırlatıp ''Gooolllllll'' diye bağırıyor... Dolmabahçe'de 86. dakikada Erol Tolga, Beşiktaş ağlarına füzeyi göndermiş! Önce inanamıyoruz, sonra da çıldırıyoruz!

O günden bu yana 19 yıl geçmiş! Kaderin bir cilvesi... Hasan Şaş'ın sahadaki halini görünce... Evet! İtiraf ediyorum ağladım! Hakan Şükür'ü, Mondragon'u görünce gözyaşlarımı tutamadım.

Fakat, o 16 dakika geçmek bitmek tükenmek bilmedi. Gerçekten de anlatmak zor. Ben bunu bir kere daha yaşamıştım. Eskişehir maçında Ali Sami Yen'in tribününde 2-0 öndeyken 2-1 olmuştu, 3-5 dakika vardı ve Es-Es ''tora tora'' saldırıyor, bizimkiler gol yememek için çırpınıyordu. O dakikalar da geçmemişti. Tribünde o zaman basketbol takımında oynayan Mehmet Şenova, Mehmet Ali Tlabar üçümüz kapanıp maçı seyretmemiştik.

Denizli'deki 16 dakika çok daha korkutucuydu. Hele Tuncay Şanlı 1-1 yaptıktan sonra... Ali Sami Yen'deki değil, asıl Denizli Atatürk Stadyumu'nda bitiş düdüğü çaldığında, bütün bir yılın hatta birkaç yılın yükü kalktı üzerimden... Bitmez tükenmez Anadolu gibi 16 dakikanın sonunda 16. kupa geldi! Elim ayağım boşaldı ne yapayım!

Evet! ''Allah'ın Adaleti'' bu!

Hakan Şükür... Dolmabahçe'de 90 dakika bittiğinde çöküp ağlamıştı, bu sefer onunla birlikte döktüm gözyaşlarımı. Bunda, utanılacak bir şey yok. Hani erkek adam ağlamaz diye kasmanın manası da yok!

Hepsinin alnında öpüyorum. Yaşadıkları, yaşadığımız bunca şeyden sonra ''Analarının ak sütü gibi helâl''dir bu mutluluk onlara. Bitti tükendi denilen her seferinde kendi küllerinden doğan Hakan Şükür'e, Fenerbahçe'ye gideceği bile yazılıp çizilen Hasan Şaş'a...

Evet, yönetimi, Mr. Erik Gerets'i çok eleştirdim, eleştirdik; evet, ''Modifiye edilmiş Murat 124 ile Ferrari anca reklamda geçilir'' dedim... Bu, sadece ve sadece sahadaki çocuklara aittir. Herşeyi onlar yaptı ve başardı. En çok onların hakkıdır ''Alımızın akıyla'' diye gezmek.

Bu şampiyonluk, bu kupa benim gönlümde, geçen sezon 5-1 ile aldığımız Türkiye Kupası'ndan da, UEFA'dan da, Süper Kupa'dan da daha müstesna bir yere sahip olacak her zaman. Çünkü, yoktan varedilen bir kupa bu.

Tabii ki, Fenerbahçe'yi böyle geçmek ayrı bir olay...

Pazar gecesi, bütün o duygu ve sinir boşalmasının ardından star TV'de sevgili ağabeyimiz Ziya Şengül'ü seyrederken hakikaten üzüldüm, bunu içten söylüyorum. ''Fenerbahçe taraftarı aldatıldı'' dedi, çok emin olunan bir zaferin kaçışının ardından... Aslında, kimse kimseyi aldatmaya kalkışmadı. Sadece öyle gördüler. Tıpkı, Ribery'ye ''Anelka'nın Bonusu'' denilmesi gibi...

Beşiktaş'ın kupayı, Galatasaray'ın da şampiyonluğu ellerinden alması bütün Fenerbahçeliler'de infial yarattı. Neyse ki, küçük bazı olaylar haricinde çok da vahim bir durumla karşılaşmadık. Zaten, böyle de olması gerekiyor.

Bu şampiyonluk ve sonrasında Ali Sami Yen ve Denizli'de yaşananlar gösterdi ki, futbol sanıldığından çok daha duygusal, duygularla oynanan, seyredilen, sevilen bir şey. Bir yanda Hasan Şaş, Hakan Şükür, Mondragon; diğer yanda Rüştü Reçber, Tuncay Şanlı, Mehmet Yozgatlı... Koskoca adamlar ağlıyorlar! Bir yanda sevinç, bir yanda hüzün...

Üçgeni tamamlayan ise Denizlisporlular'dı. Horozlar direndi, ligde kalmalarına rağmen boşvermediler. Takımları bir yana, onurlarını düşürecek birşey yapmadılar. Kaptanları Yusuf şimşek'i ve Mustafa Keçeli'yi özellikle tebrik ediyorum, hiçbir şaibeye, hiç bir lekeye izin vermedikleri için...

PS: DOSTLUK

Fenerbahçeli dostlarımla öpüşüp, tokalaşıp, sarılıp birbirimizi kutladık. Şakalaştık, mesajlaştık... Zaten, ezeli rekabet, ebedi dostluk dediğin de budur.  

Bu yazı toplam 803 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim