• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 19 °C

Aday Tamam da, Ya Kadro ?

21.01.2014 23:42
Şiir Adam / Twitter Yazarı

Şiir Adam / Twitter Yazarı

Adaylar sahaya indi. Saha çalışmalarının dışında kadro tespitleri de başladı. Öyle ya bir insan bin olamaz. Bu tür çalışmalar ekip işidir. Özellikle belediyelerde meclis ve encümen, Belediye Başkanına destek oldukları oranda hizmet kalitesi ve hızı artar. Olmazsa da Başkan Pir olsa da bir noktadan öteye gidemez. 

Oyunun adı siyaset olunca çok değerli insanlar kenara çekilmeyi tercih ediyor. Yıpranmaktan, değer yargılarından taviz vermekten korkuyorlar. O zaman da meydan, liyakatsiz insanlara kalıyor. Hatta kötü insanlara, çıkarcıklara ya da tabansızlara kalıyor. Üstelik bu liyakatsiz insanlar siyasetin dev aynasında kendilerini gördüklerinden hadlerini bilmeden sazan balığı gibi atlıyorlar. Eh iyiler de ortaya çıkmayınca adam yokluğunda boşlukları dolduruyorlar.

Şu günlerde de böyle bir çırpınış var her partide. Kazanılacak sıralamalara girmek için vatandaşın yapmadığı numara, atmadığı takla yok. Kimi şirinliğini ortaya koyuyor, kiminde sinirler gergin çatacak yer arıyor, kimi birilerine yalakalık etmek için başkalarına çamur atmaya kalkıyor. Kimi fotoğraf karelerine girmek için vatandaşı çiğniyor, kimi kameralarda görünmek için kelle uzatıyor. Kimi tereciye tere satmak adına “Falanca sana zarar verir, feşmanca sevilmez, filancanın sicili bozuk, onunla görünmeniz zarar verir” kabilinden soytarılıklarla meşgul. Kimileri de kaç kardeşse o kadar partiye çöreklenip işi garantiye alma çabasında.

Kimi yüze karşı “tam desteğiz” derken, arkadan arkaya hangi fırıldağı çevirsek de, maddiyattan ya da mevkilerden bir şeyler koparsak diye canhıraş çabalıyor.

Siyaset bu olmamalı. Değil de zaten. Siyasetin bu iğrenç hallere düşmesinin nedeni yine o iyi insanlar dediğimiz kişiler. Kirli siyaset yapanlara meydanı boş bırakıyorlar.

Bu gün kazanma potasında olan adaylarımız gerçekten bir birinden kıymetli. Söz edecek adamın aklından zoru olması lazım. Ya da farklı hesapları.

Ama ya kadrolar? Ya diğer etkenler?

Karaman sorun yumakları ile boğuşuyor. Organize Hayvancılık kapıda. Hızlı tren, kentsel dönüşüm, katı atık, içme suyu, yarısı dahi tamamlanmayan doğalgaz, elektrik ve telefon hatlarının yeraltına alınması, kalkınma ajansından istifade edilmesi, yeni yerleşim alanlarının açılması, kuşa çevrilen imar planının bir halle konulması, esnafımızın çileli yaşantısına bir çare aranması, semt pazarları, sebze pazarları, hayvan pazarı, metruk hal tesislerinin yenilenmesi yol olarak yapılmış olan ama yol olmayan alanların yola, kaldırımların kaldırıma çevrilmesi, insanlara dinlenecek nefes alacak alanların açılması gibi sorunların yanında bir de tali sorunlar var.

Bir Üniversite kenti olmaya talip Karamanın bu yapıya kavuşması ise özel bir sorun. Üniversite, yapılanırken Karamanda hiçbir şey bulamıyor. Öyle ki yakında kurşunkalem almak için ya Tokat’a ya da Afyon’a gidecekler. Adam bile yetiştirememişiz. Üniversiteyi yılların çabası ile kurduk ama birbirimizin ayağına çelme takmaktan kadro elemanı yetiştirememişiz. Yakında Tokat ve Afyonda adam kalmayacak.

Öğreniciler bu şehirde kendilerini sudan çıkmış balık gibi hissediyorlar. Bu şehir eğer Üniversite kenti olmaya talipse, başta belediye çalışmaları ile bu kentin fiziki ve sosyal dokusunu hazırlamalıyız. Yoksa elin oğlu gelir 3 bin yıllık medeniyeti var dediğimiz, eski payitaht dediğimiz bu günkü haliyle kasabamızda bizi tokatlayıp terbiye etmeye yeltenir.

Kadro adaylarını yani, Belediye ve İl Genel Meclis adaylarını seçecekler lütfen siyaseti tam yapın, hakkaniyetle yapın. Yozlaşmış siyaset düzenine ayak uydurduğunuzda her iki cihanda hesaba çekilecek olan sizlersiniz. Çünkü başkanları çok iyi tanıyıp da oy verecek seçmenin, bu kişileri tanıma gibi bir şansı yok. Dolayısı ile tek seçici sizlersiniz. “Ne yapalım demokrasi onları seçti” deme hakkınız yok. Seçilebilecek sıraya kimi koysanız seçilecek. Bunun alternatifi yok.

Bu görevlere talip olanlar da bilmeli ki bu makamlar, İsmet Paşa Caddesinde tespihi alıp volta atmak için, hovardalık yapmak için, takım elbise ve kıravratla caka satmak için, dükkândaki malı birilerine kasmak için, Belediye ihalelerinde cukka kapmak için, imar dışı arsalarda inşaat yapmak için, emekli maaşına katkı yapmak için, toplantılarda aristokrat sosyeteye dahil olmak için, seni işe yerleştiririm ama benim metresim olacaksın demek için, …. Kullanılacak makamlar değildir. Vebali vardır…

Bu makamlar için pratik deneyim ve teorik eğitim gerekir. Tahsil gerekir. Toplum içinde deneyim kazanmış olmak gerekir. Alt yapınız ve asaletiniz olması gerekir. Takım elbiseniz, kıravratınız ve cakalı yaşantınız nedeni ile size pasveren kenar mahalle dilberlerinin havasına kapılıp, ya da siyasetin dev aynasında kendinize bakıp da aldanmayın. Belediye yönetiminde geçerli olacak en az bir konuda uzman olmanız gerekir. Mimar, mühendis, ekonomist, şehir plancısı, güzel sanatlar uzmanı, sosyolog, araştırmacı, akademisyen, bürokrat gibi bir altyapınız olması gerekir ama yetmez. Bunlar olsa da olmasa da toplumda saygın bir isminiz, kafanızda akıl ve zekâ, sosyal çevrenizle bir uyumunuzun olması gerekir. 

Yineleyelim: seçilebilme potasındaki Başkan Adayları Başkan olmaya layık kişiler. Takdir Yaratanın. Aracı Seçmen. Ya alt kadroları? Meclisleri? Bu meclisten çıkacak encümenleri? Ya bir küçük Hükümet modeli sayılabilecek İl Genel Meclisleri?

Buralara aday seçecek olan Parti Yönetimleri: bunları halk değil, siz seçeceksiniz ve bu vebal de sizindir. Eğer halka inanıyorsanız, bu halka karşı sorumlusunuz. Hem halka, hem de Hakka inanıyorsanız (Pek çoğunuz şekil ve ifade olarak şıhların şıhısınız. İnşallah içiniz de öyledir) hem bu dünyada halka, hem de baki âlemde Hakka hesap veririsiniz.

Bir çıkar ve menfaat beklemeyen her insan, eğer topluma faydalı olmak gayesi de var ise ve Yaratandan başka birine de mihneti yok ise, bunları söylemesi gerekir. Söylüyoruz. Büyük üstat Karakoç’un dediği gibi:

Ne payem oldu, ne sayem
En doğruya varmak gayem
Düşüncemdir tek sermayem
Alan yoktur satamadım  

Suları ıslatamadım.  

Yolum yokuş, izim ayrı
Dilim yağsız, sözüm ayrı
Bedenimden özüm ayrı
Biri bire katamadım  

Suları ıslatamadım.

Dileriz alan olur. Dileriz Üstat suları ıslatamamış ama biz birilerine bir şeyler anlatmışızdır veya anlayabilmişlerdir.

Bu yazı toplam 425 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim