3 kat imar izni olan dere yatağında 30 katlık gökdelenler kimin izniyle dikildi?Geçtiğimiz günlerde sel baskını ile 33 canımız hayatını yitirirken dere kenarlarındaki yapılanmalar gündeme gelmiş yoğun şekilde tartışılmıştı. Başbakan Erdogan ve Kadir Topbaş, dere kenarındaki tüm yapıların yıkılacağını söylemişti. Ancak Beylikdüzü Haramidere mevkiinin tam ortasında, yani derenin hemen kenarında yükselen gökdelenler, bu söylemi tersyüz edecek nitelikte.
ÖZEL İZİN Mİ?
Kat planının 3 katla sınırlı olduğu alanda, 30 katlı gökdelenlerin dikilmesine göz yumulmasında, konutların yapıldığı arazinin sahiplerinin hükümete yakınlığının etkili olduğu iddia ediliyor.
YALÇIN BAYER GÜNDEME GETİRDİ
Hürriyet yazarı Yalçın Bayer, konuyla ilgili olarak kendisine ulaşan bilgileri köşesine taşıdı ve konuyla ilgili yetkililerden açıklama beklediğini yazdı. Ancak 3 gün geçmesine rağmen bu konuda bir açıklama yapılmış değil.
İşte Yalçın Bayer'in konuyla ilgili olarka gündeme getirdiği iddialar...
9.50'den 99.50'ye...
BUNDAN bir süre önce ‘Bir Planlama Öyküsü' (1.10.2009) başlıklı, Esenyurt'ta AKP'nin yasadışı imar zihniyetini ortaya koyan bir yazıya yer vermiştik.
İmar planı tadilatı ile nasıl bir rant yaratıldığı anlatılıyordu.
Esenyurt 1989 yılında belde belediyesi olmuş, Dr. Gürbüz Çapan da o tarihten sonra üç dönem belediye başkanlığında bulunmuştu. Çapan'ın ilk döneminde imar planları, Şakir Sinan Güngör'ün başında bulunduğu bir grup tarafından yapılmıştı. Güngör'ün, bugün planların nasıl yağmacı bir duruma dönüştüğünü anlatan yazısına Büyükşehir'den bir açıklama gelmiş ve “kişiye özgü herhangi bir plan çalışması yapılmadığı” savunuluyordu.
Güngör bu açıklamayı görülmemiş ‘imar skandalı' olarak nitelendiriliyor ve bilinen gerçekler karşısında “Solarkent proje sahiplerinin doğal haklarıymış sanki, onlara babadan kalan miras mı?...” diyor. İnşaat mühendisi Güngör yazısına “9.50'den 99.50'ye” başlığını koymuş. Büyükşehir'in kısa açıklamasına ayrıntılı bir yanıt veriyor:
“Esenyurt'la ilgili 23.6.2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı revizyonunda, Solarkent projesinin yapıldığı arazi, Ö.A.1 alanı olduğu tespiti ile konut alanı ilan ediliyor. Peki, Ö.A.1 nedir? Büyükşehir Belediyesi, ‘İstanbul Deprem Çalışmaları Yerleşime Uygunluk Kriterleri' adlı çalışmasında yer aldığı gibi ‘önlemli alanları' ifade ediyor. Yani, bu arazilerin özetle ‘Sıvılaşma potansiyeli yüksektir. Yeraltı suyu yüzeye çok yakındır. Temel mühendisliği yönünden zayıf zeminler yer almaktadır. Özellikle bu alanlarda planlama aşamasında özel araştırmaların yapılması gerektiği planlarda, plan notlarında belirtilmelidir. Ö.A.1 alanlarında olası bir depremde en fazla etkilenecek yerlerdir (s.395)' deniliyor.
Ayrıca Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 18.3.2005 tarihinde Esenyurt'la ilgili olarak alınmış plan kriterlerinde, ‘Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü' raporunda bu alanlarda (Ö.A.1: Önlemli alanlar) en fazla üç kat (1 zemin+2 normal kat, yani 9.50) inşaat yapılabileceği açıkça yer alıyor. Alıyor da anlayan dinleyen kim?”
OFFF!.. VAYY, VAYY!
MÜHENDİS Güngör yazısına devam ediyor:
Belediyeler zeminmiş, depremmiş dinlemez
“Belediye meclisleri dinler mi zeminmiş, depremmiş, sıvılaşmaymış. El çabukluğu marifetle Ö.A.1'i falan yok edip ‘h: serbest, emsal: 2.50' deyince birdenbire o bölgenin tamamında önce ‘Regnum-Astrum Towers' evleri (33,803 metrekarelik alanda 146,126,79 metrekarelik inşaat ve 1.285 daire, offf offf!), ardından, ‘Solarkent' evleri (28.000 metrekarelik alanda 116.000 metrekarelik inşaat ve 866 daire, vayy vayy!) 99.50 m.'ye varan devasa görüntüleri ile birer birer ortaya çıkıyor.”
Şakir Sinan Güngör, yapılan plan çalışması sırasında zeminle ilgili başka bir çalışmanın yapılmadığının, Büyükşehir Meclisi'nin 18.7.2008 tarih ve 1754 sayılı Meclis kararında açıkça görüldüğünü, aynı meclis kararında İmar Komisyonu görüşü olarak da, 1/1000 ölçekli Esenyurt Uygulama İmar Planı teklifinin ‘yapı ve nüfus yoğunluğunu artırıcı' ve 1/5000 ölçekli meri plan kararlarına aykırı nitelik taşıdığını ifade ederek ”1/5000 ölçekli plana uyulmak şartıyla meclisin onayına sunulduğunu ve meclisin bu kararı oy çokluğuyla onayladığını” anlatıyor.
İşte hassas sorular
Ensar Vakfı'nın 36 dönümlük arazisi
GÜNGÖR'ün söyledikleri daha ilginç bir durumu anlatıyor:
“Büyükşehir, 1/5000 plan kararlarına uygun olmak koşuluyla tadilat planını onaylıyor da... Ben bunca yıllık meslek hayatım olmasına rağmen ortaya çıkan sonucu anlayamadım. Umarım anlayanların bir cevabı vardır öncelikle de Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Dr. Mimar Kadir Topbaş, Esenyurt İlçe Belediye Başkanımız Sn. Necmi Kadıoğlu ve diğer yetkililerin...
Ve şimdi soruyorum:
Jeolojik açıdan 9.50 m'den fazla (3 kat) bina yapılamayacağı ifade edilen alanda hangi gerekçeye 99.50 m. yüksekliğinde ‘kuleciklere' izin verdiniz?
Bu alanda Solarkent namıyla anılan inşaatı yapan Aydınlı Grubu'nun Başkanı olan Sn. Ömer Faruk Kavurmacı'nın Sn. Topbaş'ın damadının olması bu planlamada etkin rol oynamış mıdır?
Bu alanda (Ö.A.1) Sn. Kadir Topbaş'ın üyesi ve kurucusu olduğu Ensar Vakfı'na ait 36.000 metrekare arsanın olması bu kararlarda etkili olmuş mudur?
Ensar Vakfı'na ait arazilerde ticaret+konut alanına alınıp E=2.50, Hmax.=serbest irtifada kaldığına göre buralarda (ayıplı olduğu ortada olan böyle bir arsaya) kulecikler dikilecek mi?
Regnum Astrum arazisinin Esenyurt Belediyesi'ne aitken Regnum'a satışının planlamada etkisi olmuş mudur?
Regnum'a ait olan Solarkent arazisi hemen yanı başında inşaatını ve satışını başarıyla tamamlayan Regnum tarafından niçin Solarkent projesi adı altında Aydınlı Gruba kat karşılığı sözleşme ile devredilmiştir?
Topbaş ‘dere yatakları' sözünü unutmamalı
Haramidere'yi sel basmasın
Güngör, Topbaş'a soruyor:
İstanbul Metropoliten Planlama tarafından hazırlanan ve onanan 1/100.000 ölçekli İstanbul ve çevresi planlarında bu bölgenin tamamı düşük yoğunluklu kentsel gelişme alanlarında kalmaktayken ve bu planınızla övünürken nasıl oluyor da çok yoğun bir yerleşmeyi içeren plan kararı aynı meclisten geçiyor ve Sn. Topbaş bir mimar olarak bu planları onaylıyor?
Komisyon görüşünde 1/5000 plan kararlarına aykırı olmamak koşuluyla meclise gönderilen ve aynen onaylanan karar sonucunda bu alanda nasıl 99.50 m (33 kat) yüksekliğinde yapılaşma izni verilebiliyor?
Su ve dere yataklarının korunacağına dair ifadeleriniz (son sel baskınındaki basın toplantınızdaki) dururken Haramidere'nin dere yatağı etkilenme alanında kalan bu projelere ve planlara dur diyecek misiniz?
Ve son olarak gerek belediye gerekse İstanbul Metropoliten Planlama Bürosu'nda çalışan yüzlerce teknik eleman, mühendis, mimar ve plancının görüşüne, çalışma ve bilgilerine ihtiyacınız yoksa -tüm plan kararlarını mahalli siyasileriniz ve helikopter gezisi ile yapılacak 3. köprü güzergahını belirleyecek Sn. Başbakan'la çözüyorsanız- niçin İstanbul halkının verdiği vergilerle maaşlarını ödüyorsunuz?
Ve son soru da şu 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı gerçekten layıkıyla yaptığınıza inanıyor musunuz?