• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 10 °C

4 Kent, 4 Festival

16.12.2013 18:32
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Baharın gelişi ve tiyatro sezonunun sona ermesiyle birlikte dört bir yanda tiyatro ile ilgili bir çok etkinlikle burun buruna geliyor insan. Şenlikler, buluşmalar, yarışmalar, festivaller... Amatör,profesyonel çok sayıda gurup ürünlerini seyircilerle paylaşıyorlar bu vesileyle..İnsan boş bulunup bu cümbüşe bakarak Türkiye'de ciddi bir tiyatro hareketinin oluştuğunu düşünebilir maazallah!.Oysa büyük bir çoğunluğu adet yerini bulsun hesabıyla düzenlenmiş eğitsel kol çalışması düzeyindeki bu işler Türk tiyatrosuna ciddi bir getiri sağlamıyor..

    Son bir ay içinde 4 ayrı kentte 3 ü uluslararası biri ulusal 4 festivale tanıklık ettim..Sırasıyla, Van'da "Akdamar çocuk ve gençlik tiyatroları şenliği",Trabzon'da "Karadeniz'e kıyısı bulunan ülkeler tiyatro buluşması",Denizli'de "18.Uluslararası amatör tiyatrolar festivali" ve son olarak "Uluslararası İstanbul tiyatro festivali".
    Van'da düzenlenen şenlik bir ilk.Van Devlet Tiyatrosu ve Milli Eğitim İl Müdürlüğü'nün işbirliğiyle düzenleniyor.Önceki yıllarda da böylesi bir girişim olmuş ama arkası gelmemiş.Şenliğin programını kentteki lise ve ilköğretim okullarından ve 100.Yıl Üniversitesi'nden katılan yaklaşık 30 topluluk oluşturmuş..Anlayacağınız okul tiyatroları düzeyinde yerel bir buluşma..Adet yerini bulsun diye yapılanlar sınıfından sayılabilir..Gelin görün ki kazın ayağı öyle değil..Çok ciddi ve örnek ve önemli ,hem de çok çok önemli bir çalışma var şenliğin arkasında..Van Devlet Tiyatrosu Müdürü Sevgili Ümit Bakış yaptık oldu ucuzluğuna düşmeyecek kadar işinin ehli bir sanatçı..Toplamış çevresine genç arkadaşları "Bir Şenlik yapalım amma sabun köpüğü olmasın,önce eğitenleri eğitelim.." demiş ve sıvamışlar kolları.. Bir yıl boyunca Milli Eğitim in katkısıyla 30 un üzerinde öğretmenimizi düzenli bir kursa tabi tutmuşlar."İstedik ki" diyor Ümit,"Kurs sonunda sertifika alacak öğretmenlerimiz ilçelere dağılsınlar,bir yıl sonra kendi meslektaşlarına kurs düzenlesinler,bildiklerini anlatsınlar,böylece her ilçe ,her köy,her okulda tiyatro yapılsın,her yer tiyatro olsun..". Yanılmamışlar şenliğin her kademesinde kursiyer öğretmenlerimiz harıl harıl çalışıyorlardı..Günün her saatinde Devlet Tiyatrosu salonunu ,fuayelerini,bahçesini bayram yerine çeviren çocukların yüzlerindeki mutlu ifade,katıldığım panelde sordukları akıllıca sorular Van da bir değişim sürecinin başladığının açık göstergesiydi..

    90'lı yılların başında Van'a ilk geldiğimde gördüğüm kent-ki şu anda Devlet Tiyatrosu olarak hizmet veren Kültür Merkezinin açılışında Vanlı gençlerin oynayacakları bir oyunu çalıştırmak için gitmiştim- kasvetli,kapalı,tedirgin ve suskun bir kentti..Bu defa, çok uzun süre kalmamama rağmen tümüyle olmasada o havanın bir parça dağıldığını hissettim..Elbette Tiyatronun ve kendi kaynaklarından beslenen böylesi bir şenliğin kentin kendine güven kazanmasında önemli bir katkısı olacaktır..Ancak korkum şu ki yıllardır Van'da tiyatro yapabilme kavgası veren "Van Bölge Tiyatrosu"nun başına gelenler bu çabanın da başına gelmez,birileri kendine durumdan vazife çıkarıp "Burası Türkiye,yok öyle.." demez..

    İkinci Festival Trabzon'daydı.."3.Karadeniz'e Kıyısı Bulunan Ülkeler Tiyatro Buluşması".Türkiye dahil toplam 9 ülkenin tiyatrocuları adındanda anlaşılacağı üzere üçüncü kez Trabzon da buluşuyorlardı.Kırım,Bulgaristan,Rusya, Beyaz Rusya,Gürcistan,Romanya,Moldavya .Ben Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun açılış oyunu olarak sergileyeceği "Bahar Noktası" nın rejisini yapmak üzere Trabzon'daydım.Yaklaşık iki ay Trabzon'da kaldım.Böylece hem kenti gözlemlemek,hem de festival hazırlıklarını adım adım izlemek şansım oldu..İlk gözlemim Trabzon'un dolaştığım-ki neredeyse tamamı- Anadolu kentleri arasında gerçek bir kent profili çizmesi oldu..Belkide üzerine inşa edildiği kültürel mirasın etkisiyle sanata ve sanatçıya yakın duran bir tavrı var.Yol geçirmek bahanesiyle Kent meydanındaki tarihi opera salonunu bir gecede yerle bir eden zihniyete karşın Trabzonlular sanata olan ilgilerini azaltmamışlar..Küçük sayılacak nüfusuna oranla kentin pek çok noktasında ve değişik disiplinlerden sanatsal etkinliklerle karşılaşıyorsunuz.Bunların arasında önemli bir yeri tiyatro tutuyor hiç kuşkusuz..Devlet Tiyatrosunun varlığı ve özellikle DT.Müdürü Galip Erdal' ın kentle kurduğu sağlam ilişki Tiyatronun kentteki etkisini arttırıyor..Festivalin hazırlanma aşamasında gönüllü olarak maddi manevi destek sağlayan değişik meslek gruplarından kişilerle sohbet etme şansım oldu..Hepsi de ortak bir noktada buluştular:"Bu Festival Trabzon için bir prestijdir,Kentin çehresini pozitif anlamda değiştirecektir.Bu Festivali yaşatmak bizim bu kente karşı sorumluluğumuzdur..".Böylesi bir duyarlılık Festivalin devamlılığı için umut vaadediyor.Ancak katılan ülkelerden gelen grupların seçiminde çok titiz ve seçici davranılmalı..Ne yazık ki bu yıl için söylenebilecek tek olumsuzluk katılımcıların neredeyse tamamının vasatın çok altında gruplar olmasıydı..Bu da Trabzon kentinin ve Festivali kusursuz kılabilmek için gecesini gündüzüne katan Trabzon Devlet Tiyatrosu sanatçılarının kusuru değil,Başkentten Trabzon'a festival düzenlemeye çalışanların adam sendeciliği..

    Üçüncü kent Denizli..Denizli Belediyesi bu yıl Uluslararası Amatör Tiyatrolar Festivali'nin 18.sini düzenledi.Festivale 7 yabancı 6 yerli topluluk katıldı.Festival süresince düzenli seminerler ve atölye çalışmaları yapıldı..

    Dile kolay 18 yıl..Türkiye gibi bir ülkede bu kadar uzun bir süre bir festivali yaşatmak her babayiğidin harcı değil!..1992 yılında ilk kez Belediyenin çağrısı üzerine Tobav adına gözlemci olarak katıldığım şenliğin 8.si yapılmaktaydı..Sevgili Sadık Aslankara öncülüğünde başlatılan ve daha sonra Belediyenin üstlendiği şenlik bir nev'i Van'da ki şenliği andıran bir yerel topluluklar buluşması biçimindeydi..Belediye şenliğe daha profesyonel bir yaklaşım ve uluslararası bir boyut kazandırmak istiyordu..Görünende kentin potansiyelinin buna hazır olduğuydu..1993 yılından itibaren TOBAV'IN ,dolayısıyla IATA' nın katılımıyla şenlik Uluslararası bir festivale dönüştü ve Denizli amatör tiyatrolar için bir başkent haline geldi..Değişen Belediye yönetimlerine karşın Festival inatla sürdürüldü..Ve bugüne gelindi.Emek veren herkesi ve öncelikle Denizli halkını yürekten kutlamak gerek..

    Bundan önceki dört yıl Tobav'ın çağrılı listesinde yer almadığım için katılamamıştım..92'den beri hem festivali hem de Denizli Belediyesi Şehir tiyatrolarını taşımaya çalışan Sevgili Tahsin Önal kardeşim telefon edipte "abi festivale bekliyoruz!" dediğinde,"hayrola Tahsin " dedim ,"hangi dağda kurt öldü?".." Tobav bu yıl organizasyondan çekildi abi, bu yılı Belediye olarak biz organize ediyoruz,katkılarını bekliyoruz"...

    Denizli'ye giderken Tobav'ın organizasyonda yer almamasının bir eksiklik yaratacağından endişeliydim doğrusu.Ülkede ki en sağlam ,en organize,en deneyimli tiyatro örgütünün festivalin arkasında bulunmaması sıkıntı yaratır gibi gelmişti bana..Ama korktuğum olmadı..Başta Tahsin olmak üzere Denizli Belediyesi dersini iyi çalışmıştı.Hele birde elemanlarının tümünü önceki yıllarda Tobav adına organizasyonları yürütmüş arkadaşların oluşturduğu Protest adlı bir firmadan da destek almaları herşeyin eskiden olduğu gibi yürümesini sağlamıştı..

    Festivalin benim için en değerli yanı yıllardır kullanılmasına izin verilmeyen Pamukkale ' deki antik tiyatronun bu yıl kapanış oyunu için tiyatroya açılmış olması..Olağanüstü,büyülü bir mekanda oyun seyretmek büyük bir haz...Ancak gözlemlediğim bir tehlike giderek Denizli kentinin festivali kanıksadığı ve rutine dönüşen bu düzenlemeye eskiden olduğu kadar ilgi göstermemeye başladığı.. Yapılacak en akıllıca şeyin Denizli için- öteden beri dillendirdiğim- tiyatronun salonlardan sokaklara çıkması ve ülkedeki tüm amatör tiyatrocuların buluştukları bir merkez haline dönüştürülmesi..18 yıldır bu işi sürdürenler için herhalde böyle bir atılımı gerçekleştirmek hiçde zor olmasa gerek....

    Dördüncü kent İstanbul...Artık iki yılda bir düzenlenmeye başlanan ve bu yılda bilmem kaçıncısı yapılan Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali..Doğrusunu isterseniz önceki yıllarda da yazarak eleştirdiğim,çağrılarda bulunduğum yapılanmada hiçbir değişim yok..Yurtdışından getirilen birkaç topluluk ve bunların yanına katılıvermiş ,bütün bir yıl İstanbul seyircisinin zaten izlediği-hem de çok daha ucuza-yerli yapımlar ve de eşe dosta sipariş edilmiş birkaç yeni çalışma...Kentin ruhunun duymadığı,dar bir gruba yönelik elitist bir festival..Of festival!.Hal böyle olunca İstanbul da yaşamama rağmen Festival ilgi alanımın dışında kaldı..Üzerine söylenecek çok fazla sözüm yok..

    Sonuç olarak ülkenin pek çok noktasında ,özellikle bu mevsimde ortaya çıkan bu tiyatro hareketini iyi değerlendirmek ve de bunu bütün bir yıla yayarak sürekli bir ivme kazandırmanın yol ve yöntemlerini aramak bize,tüm tiyatro dostlarına düşüyor..

    Sağlıcakla kalın...

Bu yazı toplam 494 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim